Nedense bazılarındaki “ulusal onur” kavramı sadece birkaç konuyla sınırlı: 1915 olayları konusunda Türkiye’ye söz söylendi mi sinirleniyorlar, Kürt sözü tüylerini diken diken ediyor, Kıbrıs’ta da çok hassaslar ama Amerika “fikri mülkiyet hakları” raporunda Türkiye’yi 1 numaralı sahtekâr ülke olarak ilan edince bundan pek alınmıyorlar. Oysa esas üzerinde durulması ve üzüntü kaynağı olması gereken açıklama bu. Daha önce izleme kapsamında bulunan Yunanistan, Ermenistan gibi ülkeler bu kapsamdan çıkarılmış. Demek ki fikrî mülkiyet haklan sorununu çözebilmişler. Biz ise hâlâ çözemedik. Çözmek bir yana, daha da içinden çıkılmaz hale getirdik. Dünyaca ünlü markaların taklitlerini yapmayı bir geçim kaynağı olarak meşru görüyoruz. Sokaklar korsan kasetlerden, kitaplardan geçilmiyor. Ve ne yazık ki “korsanlık” , bazı yargı ve idare mensupları tarafından “anlayışla” karşılanıyor. “Ne yapsın adamcağız? Ekmek parasını çıkarıyor! ” mantığının egemen olduğu bir sempati var korsanlara karşı. Zaten bu ülkede yasalara uymayanlar değil, uyanlar cezalandırılır! Türkiye’nin temel işleyişi, sahtekârlık yapanı ödüllendirmek, dürüst olanı cezalandırmak üzerine kurulmuş. Mesela vergisini zamanında ödeyen bir yurttaş iseniz haksızlığa uğrarsınız. Çünkü vergiyi ödemeyen arkadaşınız, zamanla bir affa uğrar ve sizden çok daha fazla kazançlı çıkar. Eğer imar durumu yasalara uygun bir ev alır ya da yaparsanız yine zararlısınız. Çünkü çekirge sürüsü gibi hazine alanlarını talan edenler aftan yararlanır ve sizin çektiklerinizi çekmeden tapuya kavuşurlar. Zaten çoğunlukla zabıta da size göz açtırmaz, onlara değil. Şimdi hükümet yine böyle bir uygulamayı gerçekleştirmek için çırpınıyor. Müteahhitlerin çürük binalar yapması ve inşaat sektöründeki yolsuzluklar ise bütün dünya televizyonlarının gündeminde. Bingöl depremi dolayısıyla bu gerçeği bir kez daha anlatıyorlar. Sonunda Amerika çıkıp Türkiye’yi 1 numaralı sahtekâr ülke olarak niteliyor ve bu açıklama sineye çekiliyor. Çünkü söyledikleri doğru. Ormanı kesip kaçak bina yapan adamların politikada önü açılıyor; belediye başkanı, başbakan olabiliyorlar. Yasalara uyanları ve kaçak yapılara son vermek isteyenleri ise topa tutuyorlar. Otuz yıldır müzik ve edebiyat alanındaki çalışmalarımın yüzde 90’ını korsanlar yediği için durumu çok yakından biliyorum. Benim besteler çok kişiyi zengin etti. Bu yüzden Amerika haklı, hem de çok haklı. Gerçekten de Türkiye kadar sahtekârlık yapılan ve bu sahtekârlığı sempatiyle karşılayan bir başka ülke yok. Bu alandaki şampiyonluğumuz hayırlı uğurlu olsun!
