Başlıktaki kutsal kitaplar ve Agatha Christie‘nin tek ortak günü Sovyetler Birliği‘nde” bestseller” (en çok satan kitaplar) olmaları ve Lenin ‘ den çok satmaları. Hatta Lenin ‘in kitapları artık hiç satılmıyor. Sovyetler akıl almaz bir dönemden geçiyorlar. İlerici, gerici, solcu, sağcı, tutucu gibi kavramlar yer değiştirmiş, tuhaf, büyülü, heyecanlı ve tutkulu bir kaos yaratmış.

Sirenler… Moskova’da bu yazı yazdığım Mejdunarodnaya Otelinden Moskova Nehri ve şehir görünüyor. Tam şu anda bütün fabrika düdükleri ve sirenler, tüyleri diken diken eden bir tınıyla çalmakta. Darbe sırasında ölen üç gencin cenazeleri toprağa veriliyor. Onlar için çalıyor düdükler. Sabah Manej Meydanında katıldığımız cenaze töreni belki de dünyanın en görkemli ve en ağırbaşlı töreniydi. Alanı dolduran onca insan inanılmaz bir çeşitlilik sergiliyorlardı. Mistik Ortodoks ilahileri okuyan kara giysili rahipler, Rahip Gapon katliamını hatırlatan kazak süvarileri, Toros Bulba’nın modern versiyonları, bütün Cumhuriyetlerin bayrakları, Ermeni bayrağının yanında Azeri Bayrağı ve Sovyet bayrağının yanında Amerikan, İngiliz bayrakları, Kronştad bahriyelilerine benzeyenler, genç kızlar, genç erkekler, yaşlılar, gözü yaşlı Rus anaları sessiz, olgun bir fısıltı içinde yürüyor. Kamyonlar üstüne yerleştirilmiş hoparlörlerden bir büyük Rus’un, Çaykovski‘nin birinci piyano konçertosu yayılmakta bu disiplini ve sesizliği görünce ister istemez dünyanın en kültürlü halkını gösterirsini izlediğinizi düşünüyorsunuz. O alandaki herkes Puşkin okumuş. Gogol, Dostoyevski, Tolstoy’u ezbere bilmekte. Çaykovski, Rachmaninov, Shostakovich ezgileriyle büyümüş. Ama şimdi daha önce yasaklanmış olan din kitaplarını ve polis romanlarını alıyorlar.

DARBEYE KİM KARŞI ÇIKTI… İşte darbeye kendiliğinden karşı çıkan bu halk. Kimse çağırmadan Yeltsin‘e gittiler, barikatlarını kurdular ve tankların önüne atıldılar. Moskova’da görüştüm yazarlar ve önde gelen politikacılar doğruluyorlar bunu. Darbenin ilk gününde hiçbir şey duyamadık diyorlar. Rusya Federasyonu’nun televizyonu ve radyosu ilk saatlerden itibaren kesilmişti. Koca ülkede fısıltılardan başka bir şey duyulmuyordu herkes kendiliğinden gitmişti direnişe. Yeltsin ancak bundan sonra sesini duyurabilmişti.

LEKELİ … Bütün bunlar, halkın hem başındaki lekeyi hem de uyguladığı politikaları kastederek “lekeli” adını taktığı bir lideri, Gorbaçov’u kurtarmak için yapılıyordu.Darbenin ilk saatlerinden itibaren Gorbaçovun öldürülmüş olmasından korkmuşlardı. DARBECİLER NEREDE YANILDI… Dünyayı şaşırtan ve bu kadar zayıf hazırlanmış olduğuna zor inanılan darbenin sırrı neydi? Niye bu kadar çabuk pes etmişlerdi? Bir yazar bunu şöyle açıklıyor. Ünlü“ Akıldan Bela“ romanında bir cümle vardır. “Sopa kimin elindeyse Çavuş olur.“ işte darbeciler aynen böyle düşündü. Ordu, Parti ve KGB‘ye karşı kimsenin direnme cesaret edeceği akıllarına gelmedi. Bütün medyayı da kontrol altına aldıkları için durumdan emindiler. Ama birden bire halkı karşılarında buldular. Bu bir mucize.

SIRA LENİN’E Mİ GELİYOR?… Moskova’da, Sverdlov ve Dzerjinski’nin heykellerinin idam edilmesinden sonra, sıranın Lenine geldiği kanısı var. Zaten Moldovya’da da bir Lenin heykelini yıktılar. Lenin Mozolesi’nin kaldırılması ve Lenin’in tahnit edilmiş bedeninin başka bir yere nakledilmesini uygun bulan ama genede efsanevi lidere kıyamayan bir eski komünist şöyle bir gerekçe gösteriyor: “Lenin vasiyetinde annesinin yanına gelmek istediğini söyledi. Ama dinlemediler. Daha sonra Lenin’in karısı Krupskaya, Stalin‘e başvurdu ve Lenin’in annesinin yanına nakledilmesini istedi. Ama Stalin “bu halka bir tanrı gerekir“ diyerek bu isteği kabul etmedi. Daha sonra Stalin ölünce o da bir süre Lenin yanına kondu sonra çıkarıldığı”*ÖKSÜZ LENİN… Aynı kişi bir de fıkra anlattı bununla ilgili: “Stalin’in cesedi mozoleden çıkarıldıktan sonra, durumu bilmeyen bir Gürcü ziyarete gelmiş. Bakmış sadece Lenin var. Nöbetçiye, o pos bıyıklı, yakışıklı adamın nerede olduğunu sormuş. Nöbetçi, o adamın çok akrabası geliyor demiş. Bu kapalı yerde çiçek bırakmaları güç oluyordu. Onun için naklettiler. Gürcü sapsarı yüzüyle yatmakta olan Lenin’e bakmış bakmış, “ Peki bu adam öksüz mü ki?” Diye sormuş.

KAHRAMAN TÜRKLER… Darbecilere karşı büyük bir direniş başlarken Türk asıllı cumhuriyetler hiç de yüz ağartıcı bir sınav vermemişler: Darbeyi ilk tanıyan ve bağlılık bildiren Özbekistan olmuş, arkasından Azerbaycan, Tacikistan, Türkmenistan sökün etmiş. Bunu nasıl yorumlamalı, doğrusunu bilemiyorum.

BEYAZ EV… Direnişin yapıldığı ve dünya çapında ün kazanan Beyaz Ev’e Yeltsin’nin karargahına girme izni aldım. Yarın orayı anlatmaya çalışacağım.