Fransız reklam dehası Jacques Seguela’nın ünlü kitabını duymuşsunuzdur “Anneme reklamcı olduğumu söylemeyin, o beni genelevde piyanist sanıyor!” Geçtiğimiz günlerde bu ünlü tanıtımcı Türkiye’ye geldi. Mesut Yılmaz’ın, ANAP’ın ve Türkiye’nin tanıtımını yapacak. ANAP’la ilgili stratejisini bilemiyoruz. Acaba hangi reklam taktikleri ile halka enflasyonu unutturabilecek? Hangi parlak sloganlar, geçim derdine düşmüş, inim inim inleyen insanlara ANAP’ı sempatik gösterebilecek? Seguela’nın bu mucize yaratma çabasını hep birlikte izleyeceğiz. Bizim merak ettiğimiz konu Türkiye tanıtımı. SENARİST BAKAN…Turizm Bakanı Bülent Akarcalı Seguela’ya, Türkiye’nin tarih, coğrafya ve kültür özelliklerini yansıtan bir film hazırlamasını önermiş. Hatta bu ünlü tanıtımcıya, yapacağı filmi tarif etmiş. Avrupalılara, “Büyük İskender buradaydı, Anibal buradaydı, St. Paul buradaydı, Siz neredesiniz?” diye sorular yönelten bir film olacakmış bu. Seguela bakanın bu senaryosunu nasıl karşıladı bilemeyiz. Ama eğer bu film yapılacaksa Jacques Seguela’nın Türkiye’den milyonlarca dolar alması yazıktır. Bunun çok daha azı, fikrin yaratıcısı Bülent Akarcalı’ya ödenir ve hazine bu yükten kurtulmuş olur. Belki Sayın Akarcalı bir T.C. Bakanı olarak, bu senaryosu karşılığında bir ücret de istemez. İş iyice bedavaya kalır. Bunun karşılığında Akarcalı da anılarına şu ismi koyma hakkını elinde tutar:”Anneme reklamcı olduğumu söylemeyin, o beni bakan sanıyor!” NEYİ TANITIYORUZ? Şaka bir yana, biz bakanın bu senaryosunun olumlu sonuçlar doğuracağını sanmıyoruz. ” Şu ya da bu kişiler Türkiye’deydi.-Siz neredesiniz?” diye sorduğumuz batılının aklında Büyük İskender, Anibal ve St. Paul kalmayacaktır. Türkiye denince akıllarına gelen isimlerle tamamlayacaklardır filmi. Örneğin “Midnight Express”in hapisanede gardiyanlar tarafından tecavüze uğrayan kahramanını hatırlayacaklardır. “Bill Hayes buradaydı. Siz neredesiniz?” Bu sorunun yaratacağı ürpertileri ise tartışmak gereksiz. Ya da, güncel bir olayı, bekaret kontrolünden geçirilen Alman turisti hatırlayacaklardır. “Angelica buradaydı! Siz neredesiniz ey hanımlar?” Kızlık muayenesi karabasanını yaşamak için kaç Avrupalı kız gelir dersiniz? Biliyorsunuz “Angelica” ismi, melek anlamına geliyor. Hani yıllardır anlatılır: Bizans, Türklerin kuşatması altındayken meleklerin dişi mi, erkek mi olduğuyla uğraşıp dururmuş ya. Bizim aslan parçası memurlar da, bu işi daha kestirmeden halledip, Angelica’nın apış arasını kontrol edivermişler. Doğrusu Türk milletinin öyle teorik tartışmalara falan karnı toktur. Öyle uzun uzadıya tartışacağına, açıp bakıverir, kız mı, oğlan mı, yoksa kız oğlan kız mı olduğuna! Şimdi asıl soru şu: Biz Seguela’nın genelevde piyano çaldığını sanmıyoruz. Kitabından öğrendik. Ama o Türkiye hakkında ne biliyor? O bizi ne sanıyor acaba?
