Daha önceki gün bu köşede Türkleri giderek etkisi altına alan “kurnazlık” dalgasından söz ediyordum. Ahlâklı, dürüst, çalışkan; uzun dönemli görüş sahibi, ilkeli olmak yerine “Şark kurnazlığı” egemen olmuştu artık. Köşeyi kısa yerden dönüverme kolaycılığına kapılmıştık. “Hızlı tren” faciasının tek sorumlusu bu kurnazlık anlayışı. Onuncu yıl marşındaki “Yurdu demir ağlarla ördük!” sözleriyle alay et, yıllardır üzerinde kafa yorulan ve büyük bir finansman gerektiren “hızlı tren” projesini birkaç makyajla ilan et, trenleri yola çıkar. Bilim adamlarının uyarılarını dinlemek yerine “kara tren” türküsü seçimiyle uğraş. Kaza olduktan sonra da sorumluluğunu yerine getireceğine hemen bahaneler uydurmaya başla: “Tren hızlı değildi.” “Sabotaj olabilir.” Yani kurnazca kurtulma çareleri düşün. Bu badireyi de atlatalım sonra unuttururuz çırpınmasına gir. Batı ülkelerinde sorumlu bakanların istifa, Japonya’da intihar edeceği bir felâket karşısında pişkinlik göster ve senin talimatlarını uygulayan makinistleri tutukla… Hem de kazadan dört saat önce “Hızlı tren güvenlidir. Gönül rahatlığıyla binin!” demiş olduğun halde. İnanın bizim her işimiz böyle: AB ile ilişkilerimiz de hızlı tren kargaşası gibi kısa yoldan başarıya kavuşma ihtirası ve iç politikada başarılıymış gibi görünme ihtiyacının sonucu olarak ilerliyor. Çünkü iç siyasette umutlar Chirac ve Schröder’e bağlanmış. “Aman bize tarih verin de sonra almazsanız almayın!” diyorlar. “Biz şu aralık ayını geçelim, Türkiye’de kendimizi sağlama alalım da sonrası ne olursa olsun!” Bunun için iki Avrupa liderinin yollarına gül dökülüyor, yağlı ballı uçak anlaşmaları yapılıyor, nükleer santral sözleri veriliyor. Ve işin daha vahimi, kapalı kapılar ardında tuhaf vaatlerde bulunuluyor. İleride Türkiye’nin başını derde sokacak vaatler bunlar.

Kurnazlığa dayalı siyaset anlayışı Türkiye’nin başını derde sokacak noktalara doğru ilerlemekte. İyi niyetli yurttaşlar belki daha bunları göremiyor ama bir iki yıl içinde kurnazlığın bu ülkeye ne kadar ağır bedeller ödettiğini hep beraber anlayacağız. Şimdilik; tren kazasının yasını tutuyor ve endişe içinde THY’deki kadrolaşma kurnazlığının faciaya dönüşeceği günü bekliyoruz hep birlikte.