BATI başkentlerindeki uzmanlara ve devlet adamlarına göre, Türkiye ya şeriat yönetimine gidiyor ya da darbeye.

Türkiye'de de kabul gören bu görüş, Batılı devlet adamlarıyla ya da gazetecilerle yapılan kapalı toplantılarda sıkça dile getirilmekte.
Ya şeriat!
Ya da darbe!

***

ŞERİAT özleminin daha da tırmanması ve Türkiye'nin ciddi rejim bunalımıyla karşı karşıya kalması bir darbe sonucunu doğurursa, bu hiçbir zaman daha önce gördüklerimize benzeyen bir müdahale olmayacak.

Çünkü Refah Partisi'nin yetiştirmiş olduğu kuşaklardan, yıllara dayanan eğitim seferberliğinden ve bunun doğal sonucu olarak seçimlerde giderek yükselen bir grafik çizmesinden endişe ediliyor.
Bu yüzden olası bir ordu müdahalesi, uzun dönemli ve kuşakları değiştirmeye yönelik bir müdahale olarak algılanabilir.
Belki de on onbeş yıllık bir askeri dönem.

***

TÜRKİYE'de böyle bir çözümü isteyen çok fazla kişi olduğunu sanmıyorum.
Bana kalırsa bizzat ordu bile istemiyor bunu.
Ne var ki rejim kendi içinde şeriata gidişi durduracak bir çözüm oluşturamıyor.
Refah'ın karşısına dikilen ve onu gerileten bir sivil güç ortaya çıkmıyor.

***

OYSA Türkiye'de şeriat ya da darbe tehlikesini gündemden çıkaracak tek çare de bu.
Sivil bir politik gücün ortaya çıkması ve Refah'ı geriletmesi, tarihsel bir önem taşımakta.
Bu gücün tanımı ise belli: "Laik, demokratik cumhuriyet için birlik."

Aslında böyle bir birliği destekleyecek milyonlarca insan yaşıyor bu ülkede.

Ama ne yapacaklarını, kime başvuracaklarını, hangi çatı altında toplanacaklarını bilemiyorlar.

***

BUNLARIN yanı sıra bir başka önemli gerçek de, bu birliğin bir siyasi ifadesinin olması.
Sonu gelmez platform çalışmalarıyla seçim sonuçlarını etkilemek mümkün değil.
Mutlaka bir siyasi partiye ihtiyacımız var.

Gökten yeni bir parti düşmeyeceğine göre bu işi mevcut partilerden birisiyle yapacaksınız.
Sağcı partilerin bu konuda hiçbir şansı yok.
Zaten DYP'nin durumu ortada.
ANAP ise "Şeriata Karşı Yürüyüş"e karşı çıkan, kendi grubunu sekiz yıllık kesintisiz eğitim konusunda ikna edemeyen bir konumda.

***

O zaman geriye iki parti kalıyor: CHP ve DSP.
Günümüzün en acil değerlendirmesi de bu konuda yapılmalı.
Bu iki partiden hangisi laik ve demokratik ilkeleri savunmakta daha kararlı?
Hangi parti, cumhuriyeti korumak isteyen güçleri bağrına basmaya, genişlemeye, büyümeye hazır?
Hangi parti böyle bir programı hayata geçirmeye hazırlanıyor, kitlelere açılıyor?

İşte bu soruların cevabı, "laik - demokratik cumhuriyet için birlik hareketi"nin hangi partide şekilleneceğini belirleyecek.

Ve ben inanıyorum ki bu kucaklaşmayı başaracak olan parti önümüzdeki seçimde iktidar adayıdır.
Türkiye'yi şeriat ya da darbeden koruyacak olan sihirli formül de budur!