Fransız İhtilali sırasında sokaklarda mızrağa takılı kesik bir kadın kafası dolaştırılmış. Kraliçe Mari Antoinet-
te'in yakın arkadaşlarından Lambal-
le Prensesi'nin kafasıymış bu.
Kendisi de giyotine gidecek olan Kraliçenin sinirini bozmak için, yakın arkadaşı olan güzel prensesin kafasını göstermişler.
Prenses, Paris'in en güzel konakla-
rından birinde otururmuş.
Daha sonra hastane olan konakta ünlü hikayeci Guy de Maupassant ölmüş, Gerard de Nerval tedavi ol-
muş.
Konağın büyük bahçesine komşu bir evde de Balzac yaşamış ve ro-
manlarının konusunu bu konağın bahçesinde düşünmüş.
Şimdi bu ünlü konak Türkiye Bü-
yükelçilik Konutu olarak kullanılıyor.

Geçtiğimiz Perşembe akşamı Lam-
balle konağı gene ünlü konukları a-
ğırlıyordu.
Fransız moda dünyasının devleri,
"Fransız modasına Türk bakışı"
adı verilen bir davette toplanmışlardı.
Smokinli erkeklerin ve tuvaletli ka-
dınların göğuslerine birer nazar bon-
cuğu iliştirilmişti.
En uzun erkeklere bile bir baş yük-
sekten bakan incecik zenci manken-
ler, Fransız modaevlerinin en şık giysi-
leri içindelerdi.
Alain Boucheron, Alexander
de Paris ve Anjelik filmlerinin unu-
tulmaz yıldızı Michele Mercier gibi
kişilerin yanı sıra, Pierre Balmain,
Balenciaga, Nina Ricci, Guy La-
roche gibi modaevlerinin yöneticileri
de Türk mutfağının seçkin ürünleriyle
ağırlanıyordu.

Bir İspanyol müzisyeninin gitar eşli-
ğinde söylediği şarkılarla coşan geceyi
Erkan Özarman düzenlemişti.
Büyükelçi Tanşuğ Bleda ve eşi E-
rel Bleda'nın ağırladığı konuklar
böylesine derin bir Türkiye atmosfe-
rinden müthiş etkilenmiş olarak ayrıl-
dılar Lamballe konak-
tan.
Gecenin sonunda hepsi de Türkiye
için ne yapabileceklerini soruyorlardı.
Demek ki Türkiye imajının değiş-
mesi için biraz sıcaklık, biraz uygar bir
yaklaşım yeterliydi.
Bleda çiftinin sanatla ve kültür a-
damlarıyla kurdukları yakın ilişki Pa-
ris'te epey yankı buluyor.
Bir bakıyorsunuz Le Figaro gibi
ciddi bir gazetede Türkiye'nin Maas-
tricht'e ilişkin göruşü yayınlanıyor.
Ertesi gün konutta verilen bir davette
buluşan ünlü konuklar Türkiye gerçe-
ğinin bir başka yüzünü tanıma olana-
ğına kavuşuyor.
Çünkü latin dünyasında insan ilişki-
leri ve gözgöze bakmak çok önemli.
Turkiye'nin bugüne kadar ihmal et-
tiği ve bir türlu beceremediği de işte
bu.
Bledalar'ın gayretleriyle, yaz güneşi
vurmuşcasına ısınmaya başlayan ilişkiler,
herhangi bir yanlış politika ve taşralı jest-
le yıkılıp gitmeye mahkum.
Bu da Türkiye'nin politikacı malzeme-
sindeki eksikliği düşündürüyor insana.
Hariciye'den sanata, bilimden spo-
ra kadar onca seçkin insan yetiştirmiş
olan Türkiye, gerçekten kendisini yö-
netmeye layık insanlar tarafından mı
idare ediliyor?
Sanıyorum ki, günün en yakıcı soru-
su bu.
Ve ne yazık ki, bu soruya olumlu
cevap vermek epeyce zor.