Granada'ya ilk kez geliyorum. İspanya'nın güneyindeki bu Endülüs şehrini hep merak etmişimdir. Çünkü burası, büyük şair Federico Garcia Lorca'nın doğduğu, yaşadığı ve faşistler tarafından katledildiği yerdir.

Lorca'nın şiirlerini, oyunlarını, mektuplarını okumuş, hayatını anlatan filmleri seyretmiş, hakkında yazılan kitapları karıştırmış biri olarak, bu güzelim İspanyol şehrini görmek, onun yaşadığı yerleri gezmek, benim için çok önemliydi.

Tıp eğitiminden sonra, bu kez tıp seminerleri için geldim Granada'ya. Şehrin merkezindeki bir otelde kalıyoruz. Otelin penceresinden, Lorca'nın şiirlerinde sık sık sözünü ettiği, "Elhamra" sarayını görüyorum. Ve bir İspanyol müziği ile uyanıyorum her sabah. Bu müzik, Lorca'nın şiirlerindeki Endülüs müziği ile, flamenko ile, çingenelerle, boğa güreşleriyle ve zeytinliklerle süslenmiş İspanya'sını hatırlatıyor bana. Bu müzik, Lorca'nın şiirlerindeki Endülüs müziği ile, flamenko ile, çingenelerle, boğa güreşleriyle ve zeytinliklerle süslenmiş İspanya'sını hatırlatıyor bana.

Yarım saatten fazla sürmeyen seminerler, öğleden sonra gezilerle devam ediyor. İlk gezimiz, Elhamra Sarayı'na oldu.

Yıllar önce Granada'da Elhamra'nın bahçesinde, Lorca'nın anısına bir konser vermiştim. O zamanlar, bu güzelim şehri gezme fırsatım olmamıştı. Şimdi ise, doya doya dolaşıyorum. Elhamra'nın bahçeleri, havuzları, çeşmeleri, sarayın içindeki odalar, duvarlardaki işlemeler, tavanlardaki süslemeler, insanı büyülüyor. Bu saray, Endülüs'ün en güzel mimari eserlerinden biri. Sarayın içindeki odalarda, duvarlardaki işlemeler, tavanlardaki süslemeler, insanı büyülüyor. Bu saray, Endülüs'ün en güzel mimari eserlerinden biri.

***

Burası, İspanya'nın en güzel şehirlerinden biri. Granada'nın daracık sokakları, eski evleri, meydanları, kiliseleri, müzeleri, insanı büyülüyor. Bu şehirde, Lorca'nın yaşadığı ev, doğduğu köy, katledildiği yer, hepsi var. Lorca'nın yaşadığı ev, doğduğu köy, katledildiği yer, hepsi var.

Seminerler bittikten sonra, Lorca'nın doğduğu köy olan Fuente Vaqueros'a gittik. Köyün meydanında, Lorca'nın heykeli var. Heykelin önünde, Lorca'nın şiirlerinden dizeler yazılı. Köyün içinde, Lorca'nın doğduğu ev, şimdi müze olarak kullanılıyor. Evin içinde, Lorca'nın eşyaları, fotoğrafları, el yazmaları, kitapları var. Evin bahçesinde, Lorca'nın çocukluğunda oynadığı ağaçlar, çiçekler var.

Lorca'nın doğduğu evden sonra, katledildiği yere gittik. Granada'nın dışındaki bir zeytinlikte, Lorca'nın katledildiği yer, şimdi bir anıt mezar olarak düzenlenmiş. Anıt mezarın üzerinde, Lorca'nın şiirlerinden dizeler yazılı. Anıt mezarın etrafında, zeytin ağaçları var. Burası, Lorca'nın son nefesini verdiği yer. Burası, Lorca'nın son nefesini verdiği yer.

Lorca'nın toprağında olmak, onun yaşadığı yerleri görmek, onun şiirlerini, oyunlarını, hayatını daha iyi anlamamı sağladı. Lorca'nın toprağında olmak, onun yaşadığı yerleri görmek, onun şiirlerini, oyunlarını, hayatını daha iyi anlamamı sağladı.

Bu geziden sonra, Lorca'nın şiirlerini, oyunlarını, hayatını daha iyi anladım. Lorca'nın şiirlerini, oyunlarını, hayatını daha iyi anladım.

Granada'dan ayrılırken, Lorca'nın şiirlerinden bir dize aklıma geldi: "Yeşil rüzgar, yeşil dallar, yeşil deniz..." Bu dize, Lorca'nın şiirlerindeki Endülüs'ü, İspanya'yı, Lorca'yı ve onun sanatını özetliyor.

Lorca'nın toprağında olmak, onun yaşadığı yerleri görmek, onun şiirlerini, oyunlarını, hayatını daha iyi anlamamı sağladı. Lorca'nın toprağında olmak, onun yaşadığı yerleri görmek, onun şiirlerini, oyunlarını, hayatını daha iyi anlamamı sağladı.

Belli ki hayat, tekrarlayan umutlarla dolu. Lorca'nın şiirleri, oyunları, hayatı da hep aynı kapıya çıkıyor.

***

Granada'dan ayrılırken Cordoba'lı bir arkadaşım...