Madonna’nın başarısı bir açıklama gerektiriyor. Çünkü hiç kimse bu başarıyı, şarkıcının güzel sesine, müthiş güzelliğine ve olağanüstü dans yeteneğine bağlayamaz. Madonna, yetenekli bir sanatçı değil. Öyleyse, böylesine büyük ve dünya çapında yankılanan ünün, hangi mekanizmalara dayandığını araştırmak gerekir. Madonna olgusunu, AIDS korkusuyla açıklama çabaları var: AIDS’in böylesine yaygınlaştığı ve özellikle batıda insanları cinsellikten soğuttuğu, tek eşliliğe döndürdüğü bir dönemde Madonna en aşırı davranışlarla seyircilerin hayal gücünü okşuyor. AIDS korkusuyla kendi yapamadıklarını, Madonna onlar için yapıyor ve sahnede yasak fantezileri gerçekleştiriyor. Bir anlamda D.H. Lawrence’in İngiltere’de yarattığı skandal gibi… İngiliz tarihinde kralları, kraliçeleri ve yüzbinlerce kişiyi öldüren frengi salgını öyle bir korkuya dönüştü ki İngiliz ahlakında cinsellik büyük bir günah haline geldi. Kimse cinsellikten söz etmiyordu. İnsanoğlunun bu fonksiyonu, edebiyattan, resimden, toplum yaşamından silinip gitmişti. İşte böyle bir dönemde D.H. Lawrence o çok cüretkar kitabını yayınladı: “Lady Chatterly’nin Aşığı.” Kitap bir leydinin, önüne geçemediği bir fiziksel aşkla bağlandığı bahçıvanla yaşadığı cinsel hazzı, bütün açıklığıyla anlatıyordu. Roman İngiliz toplumunda şok etkisi yarattı, yasaklandı ve zamanla büyük bir skandala dönüştü. Ne var ki bütün bunlar “Lady Chatterly’nin Aşığı” kitabının, dünyanın en ünlü romanları arasına girmesini engellemedi. Tam tersine belki de kolaylaştırdı. Madonna’ya böyle bir paye vererek Lawrence’e haksızlık mı ediyorum bilmem. Çünkü Lawrence çok iyi bir yazardı. Madonna ise kötü bir şarkıcı.

Madonna ilk yıllarında Marilyn Monroe’yu taklit ediyordu. Platin rengine boyanmış saçları, giyimi, tavırları Marilyn’e özenmenin en uç noktasındaydı. Birçok eleştirmen de onu yeni Marilyn Monroe olarak gördüler. Oysa Madonna yeni bir kuşağı temsil ediyordu. Bu kuşakta, kendilerini Madonna’yla özleştirenler Marilyn Monroe’lar değil, Marilyn olmaya özenen yeni yetme kızlardı. Geçmişin efsane kadını gibi giyinip, onun gibi boyanmaya özenen kızlar, birdenbire kendi simgelerini gördüler sahnede: Sıska, çirkin, ışıltısız ama Marilyn olmaya özenip, sahnede başarı kazanan bir simge. O anda Madonna gençlerin yeni ilahesi oluverdi. Bana kalırsa, Madonna’yı İnönü stadyumuna kadar getiren dünya başarısının altında bu neden yatıyor.