“Çok büyük bir iş …” dedi, “Ama henüz 60 yaşındayım. Enerjim bunlara yeter.” “Elbette” dedim.” Yüzüme kuşkuyla baktı. Dev projenin diğer ayrıntılarını görüşmeye koyulduk. Büyük bir heyecanla anlatıyordu. Bir süre sonra; “60’ıncı yaş günümü yeni kutladığım için bu işe girişiyorum.” dedi. “Kaç yıl sürerse sürsün.” “Tabii” dedim. “Sizin enerjiniz buna yeter.” Birden ayağa kalktı ve “Sen beni dinlemiyorsun.” dedi. “Dinliyorum.” dedim. “Ama” dedi, “İki seferdir 60 yaşındayım diyorum. Hiç itiraz etmiyorsun.” “Neden edeyim?” dedim. “Söylediğiniz doğru. Birçok genç adam sizin yaptıklarınızın yarısını yapamaz.” Bunun üzerine güldü ve kendisini can kulağıyla dinlediğimi anladı.

Bu konuşmalar üç hafta önce, Nejat beyin bürosunda geçiyordu. Nejat bey, sanat alanındaki heyecan verici çalışmalarına bir yenisini eklemek niyetindeydi: Europalia projesi. Avrupa’da dört yılda bir yapılan “Europalia”, bir ülkeyi ele alıyor ve onu bütün sanatsal yaratıcılığıyla tanıyor. Sergiler, konserler, tiyatro oyunları, romanlar Avrupa ülkelerini bir yıl boyunca dolaşıyor ve ülkenin bütün sanatını ve yaşama biçimini tanıtıyor. Daha önce bu projede yer alan Japonya, dört yüzden fazla etkinlikle katılmış Europalia’ya. Nejat bey, Türkiye’nin böyle bir şans ele geçirebilmiş olmasına seviniyordu. Cumhurbaşkanı Demirel, bu işin başında olmasını rica etmişti kendisinden. Severek kabul etmişti. Bürosunda yaptığımız görüşmede “Ben bu işi sizlere güvenerek kabul ettim.” diyordu. “Haydi ilk olarak bir sanat envanteri çıkaralım. Hangi dalda nelerimiz var, bilelim.” Daha sonra gözü, sehpanın üzerinde durmakta olan İstanbul Kongre Sarayı maketine takılıyor ve onunla ilgili ayrıntılan anlatmaya girişiyordu.

Nejat beyle Venedik’teki “Dünya Sanat Forumu”nda buluşmuştuk. Zarafeti, yabancı dil bilgisi ve kültürüyle herkesi etkiliyordu. İstanbul Sanat Vakfı’nın yönetim kurulunda görev almamı önermişti. Nadir Nadi’nin ölümüyle boşalan bu yönetim kurulu üyeliğine seçilmek benim için büyük bir onurdu elbette. Nejat beyin aynı anda uğraşmakta olduğu işlerin çapını kavrayamıyordu insan. Bu dev projeler yürürken bir yandan da restore edilmiş bulunan Feshane’deki “Modern Sanat Müzesi” kuruluşu gerçekleştiriliyordu. İnanılmaz bir tutkuyla sanıldığı sanat çalışmalarını, büyük bir zarafetle ve yalnız Türkiye’ye değil, bütün dünyaya örnek olacak biçimde yürüttü. Türk sanat dünyasında Eczacıbaşı adı unutulmayacak ve inanıyorum ki bizden sonraki kuşaklar Nejat beyden bir efsane gibi söz edecekler.