Abdullah Öcalan’ın yakalandığı haberini duyduktan bir saat sonra yazdığımız yazıda şöyle demişiz:” haberi duyduğum ilk dakikada aklımdan şunlar geçti:” Öcalan İtalya’ya gittiğine göre, bu iş bazı makamlardan habersiz yapmış olamaz. Belki de bazı ön görüşmeler yapıldı. Abdullah Öcalan İtalya’dan sığınma hakkı isteyecek. İtalya, Kürt parlamentosuna yeşil ışık yakmış bir ülke. Abdullah Öcalan bir garanti almış olmasa, roma gibi bir batı başkentine uçmaya cesaret edemez. Ve şöyle devam etmişiz:” Roma’da bir mahkeme kurulacak. PKK bu mahkemeyi, Türk-Kürt ilişkilerinin masaya yatırıldığı, Lozan’dan bu yana gözden geçirildiği büyük bir siyasi dava haline getirmeye çalışacak. Dünyanın gözü önünde Türkiye’nin uygulamalarını eleştirme amacına yönelecek. Konunun İtalyan ve dünya basınında büyük yer tutacağı ve bazı mesajların verilebilmesi için çok uygun bir platform oluşturacağı göz ardı edilmesin. Bu da Kürt meselesinin uluslararası kamuoyuna taşınması anlamına geliyor.”

Bu yazıyı bitirirken gözüm televizyona ilişti. O sırada Başbakan Abdullah Öcalan’ın yakalanıp hapse konduğunu ve başının koparıldığını anlatıyordu. Oysa sonradan ortaya çıktı ki Öcalan bir saniye bile hapse girmedi. Roma’da özel koruma altında, temasların yürütebilecek biçimde misafir edildi. Heyetler kabul etti ve neredeyse “Kürt Mandela ” sı muamelesi gördü. Oysa o gün bizde zafer havası esiyor ve gazeteciler ” Apo’yu Almanya gidiyoruz” diye yazıyordu. Pazar gün ki yazımızda ise şöyle demiş: “Apo Artık bölgede değil, Avrupa’da. Olaylardan oraya taşındı. Türkiye, Avrupa zemininde bir tartışmaya çekiliyor.

Doğru strateji doğru bilgiden geçer. Doğru bilgi ise, gerçeklerin gözünün içine bakabilme cesareti gerektirir. O gerçekler hoşumuza gitmese, hatta canımızı yaksa bile. Öcalan ve PKK artık Avrupa tartışma zeminindedir. Türkiye, meselelerini ve tezlerini soğukkanlılıkla, kızmadan, küfretmeden, umutsuzluğa kapılmadan ve usanmadan tekrar tekrar anlatmak zorunda. İçerde birbirimizi kızıştırmak, kendi kendimize propaganda yapmak, çıkar yol değil. Avrupa’da bu taktikle başarılı olamayız.

İtalya, Avrupa’daki Kürtlerin akın ettiği bir yer haline geldi. Daha uzun süre de Kürt meselesinin merkezli durumunda kalacak. İtalyanların atasözü haline gelmiş tarihi bir deyimleri vardır:”Mamma i Turchi” derler. Yani” anneciğim Türkler” öyle anlaşılıyor ki, bugünlerde yeni bir deyim daha kazanmak üzereler:” Mamma i Curdi!” yani” Anneciğim Kürtler!” çünkü Apo’nun iadesi konusunda öyle bir baskı altında kalacaklar ki, bir tarafa bakıp” Mamma i Turchi!” diyecekler, öte yana bakıp ” Mamma i Curdi!” diye söylenecekler.

Bu yazıyı da Perşembe günkü yazımın sonundaki temenni ile bitiriyorum. Türkiye için hayırlısı olsun!