Dün öğle saatlerinde gazetede yemekten dönüyorduk ki Ergun Babahan elindeki telefonu kapatarak” Abdullah Öcalan yakalandı” dedi. O sırada birlikte olduğumuz Sedat Sertoğlu, Ahmet Vardar ve Rauf Tamer’le bir an kalakaldık. Ergun devam etti:” Galiba Roma’da!” Böyle anlarda vücudunuzdaki adrenalin yükseliyor ve normalden daha hızlı düşünmeye başlıyorsun. Haberi duyduğum ilk dakikada aklımdan şunlar geçti:” Öcalan İtalya’ya gittiğine göre, bu işi bazı makamlardan habersiz yapmış olamaz. Belki de bazı ön görüşmeler yapıldı. Abdullah Öcalan İtalya’dan sığınma hakkı isteyecek. İtalya, Kürt parlamentosuna yeşil ışık yakmış bir ülke. Abdullah Öcalan bir garanti almış olmasa, roma gibi bir batı başkentine uçmaya cesaret edemez.” bunlar ilk dakika düşünceleriydi.
Olayın ilk şokunu atlattıktan sonra yazı işlerinde arkadaşlarla konuyu tartışmaya başladık. Düşüncelerimi anlattım. Ama arkadaşlar görüşlerime katılmıyorlardı. Dediler ki: ” Apo’nun asıl amacı Libya’ya gitmekti. Bunun için Roma’ya uçtu ama yakalandı. İtalya gibi bir Nato ve Avrupa Birliği ülkesi, bir teröriste kucak açamaz. Amerika’nın terörist ilan ettiği bir kişiyi saklayamaz. Ayrıca Türkiye, İtalya için büyük ticari öneme sahip. Bu senaryo söz konusu olamaz.” Bu görüşlerde akla uygun geliyordu.
Odama geçtim. Yazıyı yazmam gerekiyordu. İki görüş tarttım. Hangisinin doğru olduğunu anlamaya çalıştım. Televizyonlardan yansıyan bölük pörçük haberler, sağlıklı bir değerlendirme yapmak için yeterli değildi. Yanılma payına göz önünde tutarak tahmin yürütmekten başka bir çare yoktu. PKK’nın siyasallaşma sürecine girme kararını ve son zamanlarda İtalya’daki Kürt etkinliklerine göz önüne alarak Abdullah Öcalan’a siyasi sığınma hakkı verilme sürecinin başladığı sonucuna da varılabilirdi. Tam tersine, İtalya gibi bir batı ülkesinin, Öcalan’ı Türkiye’ye teslim etmeyi tercih edeceği ve iki ülke ilişkilerini böyle bir maceraya kurban etmeyeceği görüşü de ağır basıyordu.
Şu anda kesin olan bir şey var: Roma’da bir mahkeme kurulacak PKK bu mahkemeyi, Türk-Kürt ilişkilerinin masaya yatırıldığı, Lozan’dan bu yana gözden geçirildiği büyük bir siyasi dava haline getirmeye çalışacak. Dünyanın gözü önünde Türkiye’nin uygulamaları eleştirme amacına yönelecek. Türkiye ise Abdullah Öcalan’ın terör eylemlerini gözler önüne serecek. Ve bunu yargılayacak olan makam, bir İtalyan mahkemesi… Duruşmanın İtalyan ve dünya basınında büyük yer tutacağı ve bazı mesajların verilebilmesi için çok uygun bir platform oluşturacağı da göz ardı edilmesin. Bu da kürt meselesinin, uluslararası kamuoyuna taşınması anlamına geliyor. Türkiye için hayırlısı olsun!
