Geçen haftamı renklendiren Edirne seyahatinden sonra bu hafta büyük bir heyecan daha yaşıyorum; çünkü bu yazıyı bitirdikten sonra Mardin’e hareket edeceğim. Grubumuzdaki arkadaşlarımın çoğundan daha şanslıyım çünkü onlar Mardin’i biliyor, ben ise ilk kez görmenin ve şaşırmanın zevkini yaşayacağım. Aslında karmaşık bir duygu bu. Yıllardır kafamızda bir efsane gibi yaşattığımız yerleri gördüğümüzde aynı büyüklüğü hisseder miyiz acaba? J. M. Coetzee Türkçeye “Utanç” olarak çevrilen romanında baş kahramanı edebiyat profesörünün ağzından bu duyguyu irdeler. Profesör derste William Wordsworth’un bir şiirini inceler. Şair, sis bulutları dağılınca tepeyi olanca çıplaklığıyla görmenin ruhlarında bir üzüntü yarattığını anlatır. Bu duygu nedir? İnsanın imgeleminde yarattığı bir hayalin yitip gidişi mi? Çıplak gerçeğin tedirgin ediciliği mi? Yoksa gözle gördüğümüzün, arkasında artık hiçbir boyutun kalmaması mı? Belki hepsi birden. Kadın erkek ilişkileri de gizemle yürüyen karmaşık süreçler değil midir aslında? Belki de bugün bu kadar çok “aşk, aşk” diye sayıklayıp aşkın ortadan kalkması sürecini yaşamanın nedeni bu çıplak gerçekçiliktir. Romanlardan yapılmış filmler karşısında da aynı duyguya kapılırız. Bildiğimiz bir romanın filme aktanlmış hali bize her zaman yadırgatıcı gelir. Çünkü herkesin bildiği gibi, bir romanı okurken kafamızda filmini çekmişizdir bile. Yönetmenin canlandırdığı sahneler, kafamızda yarattığımız hayallere benzemez. Çünkü her insanın hayal gücü farklı çalışır. Yaşar Kemal’in Yer Demir Gök Bakır romanını filme aktardığımda bunu bir kez daha anlamıştım. Çünkü filmi beğenen Abidin Dino, sadece Meryemce karakterini beklediği gibi bulmadığını söylemişti. Oysa bana ve birçok kişiye göre Macide Tanır, Meryemce tipine tam olarak uyuyordu. Abidin Bey bana yıllarca önce Rusya’da çektiği bir kadın fotoğrafı göstermişti. Onun hayalindeki Meryemce oydu. Fotoğrafta görünen kadın, çok şişman, siyah giysili, yusyuvarlak yüzlü bir Rus köylü kadındı. Bence Meryemce ile hiç ilişkisi yoktu bu kadının ama Abidin Bey böyle hayal etmişti.Lafı belki fazla uzattım, heyecanıma bağışlayın.Mardin’i gördüğümde, yıllarca kafamda yaşattığım efsane yeni boyutlar mı kazanacak yoksa hayal kırıklığına mı uğrayacağım; bunu bilemiyorum. Ama bana kalırsa heyecanım daha da artacak. Çünkü Mardin, yanına yaklaşıldıkça küçülen bir sahte şöhret değil.