İki sevgili dost arasındaki tartışma-
ya biz de karışalım dedik.
Ama haklılık ibresini Mete Ak-
yol'dan yana değil, Hıncal Uluç'a
doğru kaydırarak.
Mete Akyol, Star'daki köşesinde
Marilyn Monroe'nun hiç yetenekli
olmadığını hatta sinema oyuncusu
bile sayılamayacağını yazmış.
Mete Akyol'un bu cümleleri Hın-
cal'ın içine oturmuş.
Cevap veriyor ve en azılı Marilyn
düşmanı eleştirmenlerin bile son yıl
larda birbiri ardına günah çıkarıp,
onun harika yetenekte bir oyuncu ol-
duğunu teslim ettiklerini yazıyor.

Marilyn Monroe'ya bir film yö-
netmeni gözüyle bakıyorum da bu
olağanüstü yeteneğe nasıl aptal sa-
rışın damgası vurulur anlamıyorum.
Monroe sadece güzel olduğu için
değil, eşsiz yeteneğiyle parladı ve
dünyayı arkasından sürükledi.

Onunla aşık atmak isteyen Jane
Mansfield ve diğerleri Marilyn'in
yanına bile yaklaşamadılar.
'Çünkü onun saçlarına, yüzüne ve
vücuduna bakıyorlar ve "Onda ne
varsa, bizde de var! Neyimiz eksik?"
diyerek kendilerini eşdeğerde görü
yorlardı.

Ama Marilyn'i efsane yapan özel-
lik, ondaki büyüleyici masumiyet ve
zarif kadınsılıkla birleşen oyun gücüy
dü.

Marilyn Monroe hiç bir zaman
büyümeyecek olan çocuk-ka-
dın'ların en çarpıcı örneğiydi.
O kadar ki, ölümünden sonra bile
büyümedi.
Ölüm Marilyn'deki çocuksuluğu
alamadı elinden.

Fransızların en zarif kadın oyuncu-
su olan Catherine Deneuve, Ma-
rilyn için "O kadar zarif ki" diyor,
"filmlerini yüzlerce saat izledim ve her
hareketimi onun gibi yapmaya çalış-
tim. Elimi onun gibi kaldırmaya, dir-
seğimi onun gibi dayamaya gayret
ettim. Ama olmadı."

*

Önceki yaz Elia Kazan ile bir Ma-
vi Yolculuk yapmıştık.
Teknemiz geceleri Ege'nin ıssız
koylarında demirlediğinde, güverte-
ye uzanıyor ve denizin şıpırtısıyla bir-
likte uykuya dalana kadar konuşu-
yorduk.

Bu yıldızlı gecelerde Elia'nın anlat-
tığı en ilginç konu Marilyn Monro-
e'ydu.

Elia yıllarca Marilyn ile birlikte ya-
şamıştı. Daha sonra evleneceği Art-
hur Miller'le tanıştıran da oydu.

"Ne kadar iyi bir kızdı bilemezsin"
diyordu Elia. "İçten, duru ve yalın...
O sıralarda şarkı söyleme dersleri alı-
yordu. Parasız olduğumuz için her
sabah erkenden kalkar ve derslere bi-
sikletle giderdi. Ben daha geç kalktı-
ğım için beni hiç uyandırmazdı. Ders
bitip de geri döndüğünde, gelirken
aldığı taze çörek ve kahveyle uyandı-
rırdı beni."

Elia'ya Marilyn'in neden intihar
ettiğini sordum:

"Arthur Miller ve Lee Strasberg,
Marilyn'i çok aşağıladılar" dedi. "Su-
rekli onun kültürlü olmadığını, oku-
ması gerektiğini, mesela Lady Mac-
beth rolünü oynayamayacağını söy-
lediler. O yetenekli ve yalın kızdan,
entellektüel bir trajedi artisti yaratma-
ya kalktılar ve kişiliğini parçaladılar.
Oysa Marilyn zaten harika bir
oyuncuydu."