Türkiye’nin hükümet sorunu yok!Türkiye’nin hükümetler sorunu var! Şimdi ne demek bu diye sorabilirsiniz. Başımızdaki hükümeti iyi mi buluyorsun? Bir krize doğru sürüklendiğimizin ve daha dibe vurmadığımızın farkında değil misin? Merak etmeyin; Herkes gibi ben de durumun farkındayım. Hatta belki biraz daha fazla farkındayım.Çünkü Tansu Çiller Başbakan olduğu zaman Türk basınında ki tek muhalefet yazılarını ben yazmış, Çiller yönetiminin ülkeyi bir felakete götürebileceği konusunda uyarılarda bulunmuştum. Herkesin Çiller‘i desteklediği bir dönemde yayınlanmış olan bu yazılar, görevini yapmış olmanın rahatlığı yanında bir başka saptamaya daha hak kazandırıyor kanısındayım: O da Türkiye’deki bütün aksaklıklardan sadece bu hükümetin sorumlu tutulamayacağı gerçeği. On ay önce Tansu Çiller’i yere göğe koyamayıp, kasideler düzenlere karşı nasıl uyarı yapmışsak, bugün de Türkiye’nin tek sorunu bu hükümettir diyenlere bazı şeyleri hatırlatmak istiyoruz.

Hiçbir hükümet, işleri iyi giden bir ülke on ayda diz çöktüremez. Bugün Tansu Çiller’i ABD başkanı yapsanız, on ay sonra Amerikan bankaları batacak, dış kredileri kesilecek ve ülke kamu açıkları karşılayamayacak duruma mı gelecek sanıyorsunuz? Türkiye’nin sorunlarını hükümetleri ve başbakanların kişiliklerine bağlamak, ayrıntılarda boğulmak demektir. “O gitsin, bu gelsin!” kısır döngüsünden kurtulup, gerçekten hasta olduğumuzu fark edelim. Yapısal sorunlarımız var. Krizi, içinde yaşadığımız sistem yaratıyor.

Güngör Mengi’nin verdiği rakamlara göre, 1960 yılında 90.000 olan kamu çalışanı, bugün 2.100.000 kişiye çıkmış. Devlet, halkın kanıyla beslenen bir ahtapot gibi devleşmiş ve nefes almamıza imkan vermeyecek biçimde üstümüze çökmüş. Ahtapotu bu hükümet yaratmadı. Sadece daha da büyümesine yardımcı oldu. Türkiye’yi, devletten geçinen ve devlet olanaklarıyla saltanat süren, milyarlık Mercedeslerden inmeyen, lojmanlarda, tatil kamplarında, dış gezilerde bir lale devrine çeviren zihniyet sadece on ayda mı kuruldu?

Köşe yazarlarını izlemeye başladığım yeni yetme çağlarımda, “Devlet eliyle fert zengin etme” suçlamalarını okurdum. Bu krizin kökü taaa o zamanlara dayanıyor. Devleti soyan bankalar, kamu parasını yerli ve yabancı özel kuruluşlara hortumlayan kamu görevlileri, iktidara gelir gelmez devlet olanaklarını yandaşlarına peşkeş çeken partiler… bunların hepsi suçlu. Şu anda hükumete yüklenen siyasiler, önce kendi dönemlerinin özeleştirisini yapmalılar. Yoksa hiçbir zaman inandırıcı olamayacaklar ve söyledikleri. “ O gitsin, ben geleyim ve benim yandaşlarım çıkar sağlasın!” dan öteye gidemeyecek.