Son yıllarda halkın diline yeni bir sözcük girdi: Medya! Televizyon ekranlarında köylü yurttaşlarımızla yapılan söyleşilerde bile bu kelimeye rastlanır oldu. Medya aşağı, medya yukarı! Kimi, “fikir ve düşünce” der gibi “basın ve medya” demeye başladı, kimi “ basın iyi de medya kötü birader!” diye söylendi.

Medya sözcüğünün yerleşmeye başladığı günlerde bir başka kavram daha moda oldu; Medyum! Ordu komutanlarından sosyete dilberlerine, parti liderlerinden holding sahiplerine kadar birçok kişi kendisine birer medyum edinerek, şu fani dünyanın içinden çıkılmaz sorunlarını çözmeye ve geleceği öğrenmeye çalıştı.

Bu arada medya ve medyum (media-medium) kelimelerinin aynı kökten türediği çok az kişinin dikkatini çekti. Medya, medyumun çoğuludur. Kısacası aynı sözcüktür. Bir anlamda gazete ve televizyonun yaptığı işle, Medyum Memiş’in mesleği aynı sözcükle karşılanmaktadır. İki meslekte de aracılık etmek söz konusudur. Medya aracıdır, medya da.

Aynı sözcükle karşılansa bile iki grubun yaptığı “aracılık” çok farklı. Dilimize yerleşmiş kullanımıyla ele alırsanız medyumlar öteki dünyayla aracılık yaparken medya gerçek dünyayla bağımızı kurar.

Son günlerde “medya”nın önemi daha da ortaya çıktı. Türkiye’deki her musibetin sebebi gibi gösterilen ve en çok eleştiri alan medya, yargıdan da, politik otoriteden de daha hızlı ve daha gerçekçi çalıştığını gösterdi. Engin Civan’ın vuruluşuyla ortaya çıkan olaylar, medyanın ve özellikle bazı kalemlerin yıllardır ısrarla altını çizdiği gerçekleri balyoz gibi indirdi kafamıza. Savaş Ay’ın atv haber bülteninde kadirşinaslıkla belirttiği gibi yolsuzluk bataklığını kurutmak uğruna yıllarca mücadele veren Güngör Mengi’yi, Emin Çölaşan’ı, Uğur Dündar’ı kutlamaj ve Uğur Mumcu dostumuzu bir kez daha sevgi ve saygıyla anmak durumundayız. Bu gazeteciler medyum değillerdi ama bilinmezler dünyasının karanlık ilişkileri içinde gölgelenmiş birçok konuyu, sezgi ve bilgileriyle gündeme getirmeyi ihmal etmediler.

Ne var ki Türkiye’deki bütün yolsuzlukların bir dönemin üstüne yıkılması ve bu döneme bulaşmamış iktidar sahiplerinin rahatlaması mümkün olmamalı. İsa Peygamber “Günahsız olan ilk taşı atsın!” demişti. Bu açıdan bakarsak Türkiye’de yolsuzluklardan şikayet edebilecek pek az siyasi parti ve lider kalır. Diğer yolsuzlukların yanı sıra DYP’nin İLKSAN, SHP’nin İSKİ yolsuzluklarının hesabını vermesi gerekiyor. Civan olayı baş sayfalara yerleşirken, arka sayfalar Bayındırlık Bakanlığı’ndan istifa eden Mustafa Yılmaz’ın feryatları ve Kuşadası’nda Başbakan’ın hizmetçisinin aldığı arazinin soru işaretleriyle dolu. Bu hesapların görülmesini de beş on yıl sonraya, yani şimdiki iktidar sahiplerinin yönetimden uzaklaşması dönemine ertelersek medyanın başarıyla yerine getirdiği görev, birtakım medyumlara havale edilmiş olur. Unutmayın ki geleceği en iyi bilen “medyum”, “medya”dır.