Türkiye rant paylaşımının en sert örneklerinin yaşandığı bir ülke olmaya devam ediyor ama insanlık bundan ibaret değil… İyi ki her şeyin para ve iktidar olmadığını bilenler de yaşıyor dünyada. Merak eden insanlar bunlar her şeyi ama her şeyi merak ediyorlar. İngiltere’de mesleği kitap ciltçiliği olan Faraday, maddenin paslandığı zaman ağırlığının değişip değişmediğin merak ediyor ve bir gün karısıyla birlikte o alçakgönüllü evinde bir metal çubuk yakarak fiziğin en büyük yasalarından birini buluyor. Fransa’da bir muhasebeci olan Lavoisier de öyle. O insanların merakı sayesinde, dünyayı ve evreni daha iyi tanıyoruz. Şimdi de İsviçre’de CERN denilen bilim merkezinde bir takım meraklı insanlar 27 kilometre uzunluğundaki bir tünele, iki ton ağırlığında dev bir mıknatıs yerleştiriyor. Evrenin nasıl oluştuğunu anlamak istiyorlar. Bazı profesörler de bu deneye itiraz ediyor ve oluşacak kara deliğin dünyayı yutacağını ileri sürüyor hatta bu deney aleyhine mahkemeye başvuruyorlar. Onlara göre, deney sırasında Dünya yutulabilir. Belki de kıyamet bu hafta sonu kopacak. Biz “bir şey olmaz” kültüründen gelen insanlar olarak böyle telaşlara hiç kapılmayız. Bu uyarılar sonunda genellikle fos çıkar.

Birkaç yıl önce Cenevre’de oturan sevgili dostlarımız Sevil ve Orhan Akalp dostlarımız bize CERN’i gezdirmişlerdi. İsviçre ve Fransa topraklarının altında, otuz kilometre çapında bir alana kurulu bu merkezde binlerce bilim adamının çalışıyor. Bugün bütün dünyanın kullandığı www sisteminin mucidi de orada çalışıyor. Bilim adamları bu sistemi ilk kez kendi aralarında haberleşme amacıyla kullanmaya başlamıştı. Ayrıca Da Vinci Şifresi kitabını okuyanlar da CERN’de geçen maceralara aşinadır.

Bu deneyi, sonucun ne olacağını, neler bulunacağını ve bu muazzam tecrübenin insanoğlunun bilincine ne gibi bir katkıda bulanacağını çok ama çok merak ediyorum. İyi ki şu meraklı insanlar var! Onlar olmasaydı belki da Dünya’yı hâlâ sarı öküzün boynuzunda durdurmaya çalışacaktık.