Kelimelere alışılıyor. “Kurban bayramı” da içeriğimi yitirmiş bir deyim olarak sürüp gidiyor. Eğer bunu başka türlü ifade etsek ve mesela “hayvan öldürme şenliği” desek durumu daha iyi anlatmış olacağız. Bütün şehirlerimizin bir kan banyosundan geçtiği ve öğlene doğru güneşte dalga dalga yayılan kan kokusunun her yeri kapladığı, oraya buraya atılmış kesik başlar ve ayaklarla süslenen bu katliam sonrası bu katliam sonrası manzaralarını düzeltmek ve geleneğe daha uygar ve insani çözümler üretmek hiç aklımızdan geçmiyor. Hayvanlarının daha az can acıtan yeni tekniklerle öldürülmeleri üzerinde düşünmüyoruz. Ve geleneklerini çağa uyduramamış her toplumun başına gelen şey bizim de kaderimiz oluyor: Barbarca görüntüler çiziyor.
Ben iki yılı aşkın bir süredir et yemiyorum. Bize benzeyen, nefes alan, canı yanan, bebek doğuran ve duyguları olan birtakım canlıların öldürülmesine karşı olduğum için yapıyorum bunu. Elbette kimse benim gibi davranmaya zorlanamaz. Bu kişisel bir karardır. Ne var ki özellikle kurban bayramlarında, hayvanların daha az acı çekmesi için gerekli önlemleri almak bir insanlık ölçüsü. Son yıllarda yaygınlaşan koyun yerine daha kesme modası işi daha da gaddar hale getiriyor. Kimi zaman kurban sahipleri, danayı kendileri kesmeye kalkıyor. İşi bilmedikleri için hayvanlara eziyet ediyor ve uzun süre can çekişen kurbanla oynayıp duruyorlar.
Bir başka kan banyosu da siyasilerin gezilerinde yaşanıyor. Kalabalığın ortasında, ne olacağını bilmeden bekleyen zavallı develer, düşmanca bir hırsla boyunlarına kama saplanarak yere devriliyor ve onca kalabalığın içinde çırpına çırpına ölüyorlar. Asfaltın üstüne yayılan kıpkırmızı kan, kime ne tatmin veriyor anlayamıyorum. Temel atma törenleri mutlaka zavallı hayvanların başına patlıyor. Sonra da öldürülmüş hayvanların kanları bu ülke liderlerinin alınlarına sürülüyor. Cumhurbaşkanı alnında kan lekesiyle dolaşıyor, Başbakan alnına vurulmuş kızıl bir damgayla gülümsüyor. Sonra hep bir ağızdan “Kan akıtmak iyidir!” deniyor. Nesi iyidir? Bana kalırsa bugün marifet kan akıtmak değil, tam tersine kan akıtmamak!
Birçok sorunumuz var ama bugün toplum olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz şey merhamet! İnsana acımak, hayvana acımak ağaca, kuşa, böceğe acımak… Otomobil camı silerek üç kuruş kazanmaya çalışan el kadar çocuktan tutun da soğuk kış geceleri bir lokma yiyecek bulamadan dolaşan, araba altında kalıp ezilen yavru köpeğe kadar her canlıya acımak. İnsanlık basamaklarında daha üst noktalara çıkmamızı sağlayacak tek çözüm bu.
