ANI bir söz vardır: "Herkes gider Mersin'e, biz gideriz tersine"
Biz de bu hafta sonu yaptığımız ters işlerin bir kısmını bırakıp Mersin'e gittik ve doğrusu değdi de.

Ercan Karakaş, Zafer Üskül gibi arkadaşların kurduğu SODEV vakfı, Mersin şubesinin açılışı dolayısıyla bir panel düzenlenmişti.

SODEV'in Mersin temsilcisi Bora Yorulmaz'ın çabalarıyla, başarılı bir toplantıya dönüşen panele ilgi çok büyüktü.

Hava sıcaklığının 35 dereceyi geçtiği bir cumartesi öğle sonrası, denizi, plajları bırakarak o sıcak salonu dolduran ve yer bulamadığı için birkaç saat boyunca ayakta kalan yüzlerce insan içinde, kadınlar, gençler ve pırıl pırıl insanlar göze çarpmaktaydı.

Paneli Profesör Aydın Güven Gürkan yönetti.

Konuşmacı kürsüsünde ise Çankaya'nın sevilen Belediye Başkanı Doğan Taşdelen, Ercan Karakaş, Profesör Zafer Üskül ve ben vardık.

Tartışmada sosyal demokrasinin içinde bulunduğu kan kaybı, değişen dünya ve Türkiye koşullarında solun yeniden tanımlanması gibi ilginç konular masaya yatırıldı ve enine boyuna incelendi.

Panel sonunda karşılıklı soru ve cevaplara geçildi ve bence en ilginç tartışma da bu bölümde yer aldı.

ÖFKE

Size kestirme yoldan birkaç gözlem aktarayım.

Bir kere sola umut bağlamış insanların çoğu öfkeli. Seslerini duyuramamaktan yakınıyorlar.

SHP - CHP çizgisi ile ilgili şikayetlerini, protestolarını dile getiriyorlar.

Ne var ki hiçbiri umudunu yitirmemiş.

Panel salonunda, sokaklarda, Akkuyu nükleer santralini protesto gösterilerinde, lokantalarda, otellerde karşılaştığınız her sınıf, her yaş ve her cinsten yüzlerce kişinin gözlerinin içi umutlu bir ışıltıyla parlıyor.

Bu kişilerin sol eğilimli olduğu kesin ama bana kalırsa seçimlerde ya oy vermiyorlar ya da Refah karşısında başka partilere kayıyorlar.

Kısacası Türkiye'de solun, taban ve seçmen derdi yok. Sadece parti sorunu var.

SOSYAL DEMOKRASİNİN TEMEL AÇMAZI

Yazılarımda ve konuşmalarımda özetlemeye çalıştığım ikilem, halkın ilgisini çekiyor.

Türkiye'de gelir dağılımı insafsız bir biçimde bozulmuşken, memurların, işçilerin, dar gelirlilerin milli gelirden aldığı pay devede kulak kalırken, binlerce köy yakılmış ve üç milyon insan göçe zorlanmışken, kayıp aileleri çocuklarını kimsesizler mezarlığında ararken, değişik köken ve inanca sahip yurttaşlar kendilerini tehdit altında hissederken, Türkiye'nin dengeleri inanılmaz derecede bozulmuşken devlet, halkın demokratik taleplerini baskıyla susturmak yolunu seçiyor.

Bu iş giderek şiddetlenecek.

SHP - CHP, iktidar döneminde, devlet yanlısı görünüm verdiği için, halkın güvenini yitirdi.

Şimdi önünde büyük bir ikilem var: Ya ezilmiş kitleleri daha da ezen devletin yanında mevzilenecek ya da halkın yanında yer tutup, halkı devlete karşı koruyacak.

Bunun orta yolu yok.

Halk kitleleri CHP'yi düzene karşıt bir parti olarak algılamıyor.

Bu erimenin başlıca nedeni.

***

MERSİN'de karşılaştığım ve sayıları binleri bulan pırıl pırıl insanlar bana umut verdi.

Ey Ankara!

Lütfen bu insanların umutlarını boşa çıkarmamaya gayret et!