Değerli dostum Zeynep Oral’ın kitabı “Meslek Yarası”nı elime aldım ve neredeyse bir solukta okudum. Bunda yazarın tutturduğu akıcı dilin ve esprili üslubun rolü büyüktü. Ama kitabı eğlenceli, komik anılardan ibaret sanarsanız yanılırsınız. Zeynep Oral, medyayı ve medya dünyasını takip edenlerin de bileceği gibi çok ağır bir ‘meslek yarası’ almıştı 2001 yılında. İşte bu anı kitabını, o yarayı aldığı günü, 28 Şubat 2001’i, anlatmak için hazırlamış. Ama yaşamında milat olmuş bu günü yerli yerine koyabilmek için önce öğrenmeyle, araştırmayla, çabayla, özveriyle geçen otuz yılı aşkın gazetecilik hayatını anlatıyor okurlara. Kitabın başında son derece kişisel bir hikâye anlatacağını söylüyor. Ama bu kişisel hikâye, yani Oral’ın meslek yaşamının öyküsü, kitabın yalnızca bir boyutunu oluşturuyor. Çünkü söz konusu yaşam, bu ülkenin kültürel hayatıyla ayrılmaz biçimde iç içe geçmiş. “Meslek Yarası” otuz yılı aşkın bir döneme yayılıyor. Oral’ın 1960’lı yılların sonlarında Paris’te öğrenci olduğu yıllardan başlıyor ve 2000’li yıllara kadar geliyor. Bir yandan Türkiye’nin siyasi ve kültürel hayatındaki gelişmelere tanıklık ederken, öte yandan Milliyet gazetesinin kurumsal tarihinde dönüm noktası olmuş olay ve gelişmelere yer veriyor. Bu kitapta, başka bir çok şeyin yanı sıra, Zeynep Oral’ın gazetecilik hayatına nasıl başladığını, ağırlıklı olarak erkeklerden oluşan bir meslek dalında, kadın ve anne olarak çektiği zorluklan, sanattan kadın sorunlarına kadar uzanan ve çok geniş bir alana yayılan çalışmalarını, yaptığı gezileri bulacaksınız. Benim kitapta en hoşuma giden bölümlerden biri Milliyet Sanat Dergisi ile ilgili olan bölüm oldu. Oral, Türkiye’nin kültür ve sanat hayatında çok önemli bir yere sahip olmuş Milliyet Sanat’ta kuruluşundan başlayarak neredeyse otuz yıl çalışıyor, yani dergiyi var edenlerden biri o. Önce gazetenin haftalık cuma eki olarak çıkmaya başlayan Milliyet Sanat’ın yavaş yavaş büyümesinin, gelişmesinin, sonunda bir çok takipçisi olan bağımsız bir dergiye dönüşmesinin öyküsü çok ilgi çekici. Oral’ın Milliyet Sanat Dergisi ile anlattıkları arasında beni en çok etkileyen, derginin çok büyük bir işbirliğinin ürünü olması. Burada derginin farklı sayılarına katkıda bulunmuş olan, dergiye bir şekilde emeği geçmiş olan aydın, yazar ve sanatçıların isimlerini saymaya kalksam inanın bu köşenin sınırlarını fazlasıyla aşmak zorunda kalırım. Sanırım Milliyet Sanat Dergisi’nin bir dönemki başarısını bu ortak çalışmaya bağlamalıyız… Belki artık aldığı meslek yarası çoktan iyileştiği için yazabilmiş, anlatabilmiş Zeynep Oral yaşadıklarını, hissetiklerini. Belki de yaranın tamamen kapanabilmesi için bu kitabın yazılması, yaşanan acının, düş kırıklığının ifade edilmesi ve paylaşılması gerekiyordu. Eline sağlık Zeynepciğim.