Dünya üçüncü binyıla hazırlanıyor. Teknolojik ve entelektüel zirveleri, yeni bir milleniumun heyecanı sardı. Öyle ya milattan bu yana, sadece birkaç kuşak binyıl değişimine tanıklık edebildi. Enformasyon ve yüksek teknoloji dünyamızı her gün yeniden oluştururken, yeni bir binyılın ilk günlerini yaşamak, insanoğlunun en dehşetli maceralarından biri değil mi?

Ve biz bu heyecanlı günlere Demirel’in atadığı Evecit’le giriyoruz. Demirel’le Evecit siyasete atıldıklarında bilgisayar yoktu. İnsanlar cep telefonlarıyla konuşmuyorlardı. DVD’lerde film izlemiyorlardı. Ceplerinde kredi kartlarıyla seyahat etmiyorlardı. Şimdiki gibi 60 kanallı televizyonlarla dünya ayaklarına gelmiyordu. Planet uydularla birbirine bağlanmamıştı.

Aradan geçen, yarım yüzyıla yakın sürede dünyada çok şey değişti. İnsanoğlu uzaya Sputnik fırlattı, aya gitti, okyanusların altına fiber optik kablolar döşedi, walkman’ler, bilgisayarlar icad etti, internetle dünyayı birbirine kenetledi.

Demirel’le Ecevit siyasete başladıkları zaman, dünyada soğuk savaş vardı. Amerika ile Sovyet Bloku ölesiye düşmanlık içindeydi. Sovyetler Birliği Çekoslovakya’yı, Afganistan’ı işgal etti. Amerika Vietnam’da savaştı, dünyada darbeler yaptırdı. Sonra dünya değişti, duvarlar yıkıldı, Amerika ile Rusya kol kola girdiler.

Demirel ve Ecevit siyasete girdiklerinde Margeret Thatcher yoktu ortada. Felipe Gonzales, Bill Clinton, Lionel Jospin, John Major, Tony Blair, Helmuth Kohl, Gerhard Schröder isimler duyulmamıştı. Bu isimlerin bazıları, dönemleri tamamlayıp çoktan çekildiler bile.

Bu uzun sürede dünyada çok şey değişti. Ama biz yerimizde saydık. Demirel yine başımızda. Ecevit yine umut. 20 yıl önce düzeni değiştirmek isteyenlerin umuduydu, şimdi düzeni korumak için ona sarılıyorlar.