SP'de üç milletvekili "kesin ihraç" talebiyle Grup Disiplin Kurulu'na veriliyor.
Bu haber basınımıza "DSP'de üç ihraç" olarak yansıdı.
Aslında henüz ihraç edilen yok: Grup Disiplin Kurulu toplanacak, bu milletvekillerinin gerçekten partiye zarar verecek davranışlarda bulunup bulunmadığını inceleyecek ve çıkacak sonuca göre kararını verecek.
Henüz ortada kurul kararı yok.
Olayı görüşmediler bile.
Yine de gazete ve televizyonlarımız üç milletvekiline "atılmış" gözüyle bakıyor.
Akıllarına başka bir ihtimal gelmiyor.
Ve haklılar.
Ne yazık ki haklılar!
Çünkü DSP ve diğer partilerdeki kurullar, genel başkanın oyuncakları.
Herkes adı gibi biliyor ki; genel başkan Bülent Ecevit'in "Atıla!" dediği milletvekilini hiçbir kurul savunamaz ve kimse bu kararın önünde duramaz.
Çünkü DSP adlı kitle partisi, Bülent Ecevit ve Rahşan Ecevit'in tapulu malıdır.
Meclis grubu, örgüt, grup başkan vekilleri, komisyonlar hepsi birer göz boyama aracı...
Ve bu durum bütün partiler için geçerli.
ASLINDA ortada örgüt, grup, disiplin kurulu falan yok.
Kudretli padişahlar var.
"Tiz kellesi vurula!" dediği veziri hemen kapı aralığında hallediyorlar.
Osmanlı padişahlarına bile söz söyleyip, onun sert kararını yumuşatmaya çalışan, "şefaat talep eden" saray mensupları görülmüştür.
Ve bazen başarılı da olmuşlardır bu insanlar.
Ama bizim partilerde böyle bir girişim yapılamaz.
Genel başkan kadir-i mutlak'tır.
Onun iradesinin önünde kimse duramaz.
Bu yüzden Bülent Tanla, Gökhan Çapoğlu ve Bekir Yurdagül hakkında görüşme bile başlamadan karar yüzlerine okundu ve iş bitti.
1995 seçimlerini hatırlayın: Seçim sonuçları belli olur olmaz liderler arasında koalisyon görüşmeleri başlamıştı.
Liderler bazı niyet ve kararlarını açıkladılar.
Oysa oy sayımı yeni tamamlanmıştı ve milletvekilleri mazbatalarını bile almamıştı.
Bırakın toplanıp karar almayı, pek çok milletvekili Ankara'ya gelip genel başkanlarıyla tanışmamışlardı bile.
Buna rağmen liderler, ellerindeki milletvekili sayısına göre, kartlarını açmaya başladılar.
Bu durumda insan ister istemez, 544 milletvekiline ne gerek var diye soruyor.
Her genel başkanın kaç askeri olduğu bilinsin, sonra oturup kendi aralarında oyunlarını oynasınlar.
HADİ liderleri anladık: Peki milletvekilleri bu işi nasıl içine sindiriyor?
Özellikle DSP'deki dostlarımız, üç arkadaşlarının arenada aslanların önüne atılıp parçalatılmasını hangi ruh haliyle izleyecekler?
İmparatorun, toprağı işaret eden başparmağına alkış tutup, "Yaşa Sezar!" diye mi bağıracaklar?
