AVRUPA Birliği'yle ilişkilerimiz, "Türkiye'nin adresi" konusunu bir kez daha gündeme getirdi.
İki yüz yılı aşkın bir süredir, neredeyse en akıcı sorun olmayı sürdüren konuyu, bu akşam NTV ekranındaki "Aklın Yolu" programında, Prof. Gülten Kazgan ve Büyükelçi Şükrü Elekdağ ile enine boyuna inceleyeceğiz.
***
DÜNYANIN kriz bölgelerine bir bakalım:
Arnavutluk, banker kriziyle başlayan bir iç savaş tehlikesinin eşiğinde.
Yüz binlerce kişinin öldürüldüğü Bosna - Hersek, Sırbistan, Hırvatistan, Makedonya bir türlü durulmuyor.
Bulgaristan'da art arda isyanlar patlıyor.
Balkanlar kan revan!
Filistin'le, İsrail arasındaki bitmek tükenmek bilmeyen kan davası bütün hızıyla sürüyor.
Irak, Suriye, Lübnan, Mısır...
Libya'da dünyaya kafa tutan diktatörlük!
Kısacası Ortodoksu, Protestanı, Katoliği, Şiisi, Sünnisi, Yahudisi, Türkü, Kürdü, Arabı, Lazı, Dürzisi, Arnavutu, Boşnağı, Gürcüsü, Çeçeni, Abazası ile karmakarışık bir din ve ırk çatışması.
Bu kadar büyük bir coğrafyada birbiriyle çatışan bunca değişik unsuru düşününce, iyi ki Osmanlı İmparatorluğu devam etmiyor demek geliyor insanın içinden.
Çünkü kriz bölgelerinin hepsi eski Osmanlı toprakları.
Sokollu gibi büyük vezirlerin son derece gelişmiş bir diplomasiyle idare ettiği bu dev bölgenin, bugünkü hükümetlerimizce yönetilmesi mümkün olabilir miydi?
Türkiye'yi kapsayamayan ve 65 milyon insanın sorunlarına çözüm üretemeyen siyasi kadrolar, böylesine büyük bir devle uğraşabilir miydi?
780 bin kilometrekarelik ülkeyi yönetemeyenler, en azından 5 milyon kilometrekarelik bu coğrafyayı kavrayabilir miydi?
Hiç sanmıyorum!
***
ASLINDA Türkiye Cumhuriyeti, bu muazzam bölgenin küçük bir modeli olarak yaşıyor.
İçimizde Balkanlar'dan Mezopotamya'ya, Kafkaslar'dan Arap Yarımadası'na, Orta Asya'dan Kuzey Afrika'ya uzanan bir insan ve kültür çeşitliliği barındırıyoruz.
Daha doğrusu kimse kimseyi barındırmıyor: Biz buyuz!
(Bütün imparatorluklar, eski nüfuz bölgelerinin işgali altında değil mi zaten?)
Türkiye'nin yönetim bozukluğundan doğan sorunlarını düşündükçe, "Ya Osmanlı devam etseydi ve bütün kriz bölgeleri bize bağlı olsaydı, Ankara hükümetleri ne yapardı?" sorusunu sormadan edemiyoruz.
