OSMANLICA'da çok güzel bir deyim var: "Ağyarını mani, efradını cami!" diyorlar.
Bir konuyu gereksiz ögelerden arındırıp, etraflıca ele almayı anlatıyor.
Böyle bir övgüyü hakedecek, ya da müzikteki "dört dörtlük" ölçüsüne layık görülecek bilimsel çalışma sayısı çok fazla değildir.
Ama elimde öyle bir kitap var ki bütün bu övgüleri geride bıraktığı gibi, Türkiye'nin eğitim ve kültür alanında bir kilometre taşı olmaya aday.
"Eğitim Düşünceleri" adlı kitaptan sözediyorum.
Yazarı Latif Mutlu. Kitabı Adam Yayınları yayınlamış.
Latif Mutlu, ömrünü "eğitim" denilen yaşamsal kavramın teori ve pratiğine adamış bir düşünce adamı.
Kitabında konuyu tarihsel bir boyut içinde ve neredeyse bin yıllık polemiklere girerek anlatıyor.
***
LATİF Mutlu'nun altını çizerek vurguladığı önemli bir konu, İslam düşünce ve bilim dünyasındaki bin yıllık durgunluk.
Marquez'e benzeterek söylersek İslam aleminin "Bin Yıllık Yalnızlık" dramı!
Kitaptaki tarihi özet; İskenderiye Kitaplığı'nın yakılması ile başlayan ve Hıristiyan ortaçağının karanlığını yaratan sürecin ilk kez Kind, Farabi, İbni Sina ve Batı'da İbni Rüşt, İbni Bacce tarafından kırıldığını belirtiyor.
Kitaplığın yakılmasından beşyüz yıl sonra ortaya çıkan bu süreç, Doğu düşüncesinde bir aydınlanma dönemi yaratıyor.
Ama ne yazık ki Halife el - Kadir'in İslamı yorumlayan her türlü düşünceyi yasaklaması ve sonunda "Hüccetül İslam" adını alan İmam Gazali'nin ortaya çıkmasıyla birlikte İslam düşüncesinin pırıltılı dönemi sona eriyor ve bin yıl süren karanlık dönem başlıyor.
***
GAZALİ, matematiği zararlı, tabii ilimleri gereksiz, felsefeyi ise dine aykırı görüyor.
Halkın soru sormasından ve akılcı gelişmesinden korktuğu için, eğitim verilmemesinden yana.
"Halktan bahsetmekten sakınınız çünkü o hastalıktır." diye yazıyor.
Kitaplarında, Farabi ve İbni Sina gibi düşünür ve bilim adamlarını küfür yağmuruna tutuyor.
Latif Mutlu'nun yorumuna göre İslam aleminin geri kalmışlığındaki en büyük etken Gazali düşüncesinin toplumlara egemen olması.
Çünkü bu düşünce eğitimi ve bilimsel mantığı reddediyor.
***
NE yazık ki Osmanlı İmparatorluğu da Gazali'nin yolunu izledi.
Kanuni'nin meşhur Şeyhülislamı Ebussuut Efendi bir Gazali hayranı.
Latif Mutlu şu değerlendirmeyi yapıyor:
"Matbaayı 300 yıl gecikme ile aldığımızı sık sık tekrarlar dururuz. Acaba eğitimde durum nedir? Yurt ve dünya tarihini bu amaçla incelediğimizde, 500 yıllık bir gecikme olduğunu hemen görüyoruz... Eğitime 500 yıl geç başladık."
***
EĞİTİM konusunu, Gazali'den İnternet dönemine kadar inceleyen ve günümüzdeki yüksek öğrenim kavramının en modern uygulamalarına yer veren bu kitabı, bir köşe yazısında özetlemek olanaksız.
En iyisi bir an önce bu önemli çalışmayı okumak!
Aydın kamuoyunun, "Eğitim Düşünceleri" adlı kitaptaki tezleri tartışmasının çok yararlı olacağı kanısındayım.
