Bazılarının aklına milliyetçilik ile solun neden bağdaşmayacağı sorusu takılıyor. Öyle ya insan solcu olduğu zaman ülkesini sevmez mi? Dünyanın sorunlarından önce kendi ülkesinin sorunlarıyla uğraşıp, kendi ulusunu kurtarmak istemez mi? O halde ne kötülük var bunda? Milliyetçi sol iyi bir şey.

Kargaşa, terminolojik bir hatadan kaynaklanıyor. Solcular elbette ülkesinin, halkını ulusal değerlerini sever. Türkiye’de ve dünyada örnekleri görüldüğü gibi canını verecek kadar sever hem de. Ne var ki bunu “milliyetçilik”’le karıştırmamak gerekiyor. Çünkü “milliyetçilik”bir ideolojidir. Sol ideolojiyle bağdaşmayan bir ideolojik tutarlılık ister. Bir örnek verelim : Fransa’da sağcılar nasyonalist yani milliyetçi, solcular ise patriot yani yurtseverdir. Milliyeçilik ideolojiyle yurt sevgisini karıştırdığınız zaman ortaya koskocaman bir ideolojik aşure çıkar. Solun ön. Planda savunması gereken değerler insan hakları, kültürel çeşitlilik ve ezilen kitleleri korumaktır. Bu yüzden sol partilerin ideolojisinin Türkiye’nin çeşitliliğini, inanç farklılıklarını ve çok renkliliğini kucaklayan bir gökkuşağı kimliğini benimsemesi gerekir. Kendisini sol olarak tanımlayan bazı partiler milliyetçilik ideolojisinin etkisiyle, neredeyse “Beyaz Türkler”e dayalı bir ulus yapısını dayatmak istiyorlar. Bunun solla bir ilgisi yoktur. Bu politikayı devletle birlikte yürütmenin adı ise hepten ayrı bir şeydir.

Son günlerdeki ideolojik kargaşanın ve solcularla milliyetçilerin bir araya gelişinin anlaşılabilmesi için, Gümrük Birliği’ndeki aşamaları iyi izlemek gerekiyor. Avrupa Birliği Komisyonu Türkiye ile 1995 yılında gerçekleşmesi gereken Gümrük Birliği’nin bir yıl daha ertelenmesi konusunda rapor hazırlamış. DEP milletvekillerinin yargılanması, insan hakları ve demokrasi sorunları nedeniyle bu birliğin geciktirilmesinde ve “Türkiye ile ilişkilerin askıya alınması”nda fayda bulunduğu belirtiliyor.

Şimdi insan ister istemez düşünüyor: Dışişleri Bakanı’nı değiştirerek Batı’ya sert çıkma manevrası, DGM savcısının tutumu ve diğer gelişmeler acaba bunun için miydi? Gümrük Birliği’nden fena halde canı yanacak olan sermaye gruplarıyla bütünleşen devlet, yanına eski solcuları da yedekleyerek Batı düşmanı bir milliyetçiliği bunun için işi pompalıyor? İsterseniz Yalçın Doğan’ın şu cümlelerinin ne anlama geldiğini bir daha düşünelim: “Komando Ayvaz’la yıllar yılı uğraşan SHP şimdi Ayvaz’a reverans yapıyor. Ayvaz’a en ağır yazıları yazan Mümtaz Soysal şimdi komando ile dansa kalkıyor. Benimle dans eder misiniz? Etmem diyen tek SHP’li yok!