Denizli’nin Acipayam ilçesi Kuzuören köyünde, kelimenin tam anlamıyla “insanlık utancı” yaşanmış. Köyün delikanlıları (!) akli dengesi yerinde olmayan sağır ve dilsiz bir çocuğu toplu olarak tecavüz etmişler. Haberi okuduğum zaman kanım dondu. İnsanlığımdan utandım. Böyle bir suçu işleyebilecek insanlarla aynı çağda, aynı ülkede yaşıyor olmaktan, aynı dili konuşmaktan utanç duydum. Şimdi bu köyün bütün gençleri tecavüz sanığı olarak yargılanıyor. Türkiye’deki “değer erozyonu”nun ve ahlaki çöküntünün nerelere vardığını bu olay da anlatmıyorsa, gözümüzü açmamız için acaba nelerin yaşanması gerekiyor.

Doktor arkadaşım Eser Alptekin telefon etti ve “Haberi okuduğumdan veri yüzüm gülmüyor” dedi. “Biz bu insanlar için mi uğraşıyoruz? Ben böyle insanları mı tedavi etmeye çalışıyorum. Eğer bu hale geldiysek bırakalım ipin ucunu…” Bu toplumu seven ve birçok platformda emek veren arkadaşımın sesinde öyle derin bir keder vardı ki etkilenmemek elde değildi.

Yaşar Kemal’in çok güzel bir hikayesi vardır: “Pis Hikaye”. Köyün gençleri bir kulübeye kapattıkları kadıncağıza günlerce tecavüz ederler. Zavallı kadın ölecek hale gelir. Sonunda kocası izini bulur ve işkence çekmiş karısını alır götürür. Hikaye, bütün pisliğin ve utancın içinde insan dostluğunun ve temizliğin zaferini anlatır. Öyle anlaşılıyor ki Kuzuören köyünde de böyle pis bir hikaye yaşanmış. Çocuğa yardım edecek ve onu kurtaracak bir kahraman yaratamamış köy.

Geçenlerde bir konferans için İstanbul’a gelen İngiliz profesör; “Yollarda otomobil kullanan sürücüleriniz tamamen hasta bir ruh durumunu yansıtıyor” dedi. Profesöre göre, bu insanlar normal olamazdı.

Bunlar iyi belirtiler değil! Biz galiba ruh sağlığı bozuluş bir toplumda bunu görmezden gelmek istiyoruz. Yüzümüze ayna tutanlara kızarak, köpürerek zaman geçiriyor ve Çetin Altan’ın deyimiyle “Türk’e Türk propagandası yaparak” neşemizi buluyoruz. Bir toplum bu hale geldikten sonra sen istediğin kadar ay-yıldızlı bayrakla şarkı söyle, istediğin kadar övün ve büyüklüğünü ilan et; işe yaramaz. Zehirlediğimiz sulardan yayılan kolera salgını, faili meçhul cinayetler ve trafik cinayetlerimim yere serdiği binlerce ceset üzerinde, paparazzi haberleri ve disko nağmeleriyle göbek atan bir toplum mu oluyoruz? Kurtuluş Savaşı bunun için mi verildi? Böyle bir sona ulaşmak için mi Anadolu’da cepheden cepheye sürülmemiş ve şehit vermemiş bir tek aile kalmadı? Türkiye’ye yazık oluyor! Hem de çok yazık oluyor!