Fransa’nın efsanevi cumhurbaşkanlarından François Mitterrand, Maria Faranduri nin büyük bir hayranıydı. Anılarını yazdığı “Arı ve mimar” adlı kitabında Maria’yı Tanrıça Hera’ya benzetir. Onun sesinde Hera’nın görkemini ve sükunetini bulur.Başka bir yerde de Maria Faranduri için “Olimpos’un kutsal sesi” der ve “Onun sesi benim için baştan başa Yunanistan’dır.” cümlesini kullanır. Maria’nın dünyada aldığı övgüler bununla sınırlı değil elbette. Yunan müziğinin uluslararası arenaya hediye ettiği Maria Callas’ın yanına Maria Faranduri de eklenmiştir. On altı yaşında şarkı söyleyemeye başlayan bu büyük yorumcu, dünyanın en önemli konser salonlarında sesiyle dinleyicileri büyülemeyi başardı. Aleksi Zorba, Z gibi filmler yoluyla sesi dünyada milyonlarca insana ulaştı. Bir besteci için şarkılarını Maria Faranduri’nin eşsiz yorumuyla dinlemekten daha büyük bir zevk olamaz. Ne mutlu ki bu zevki tadan şarkı yazarları arasında ben de varım. Maria 1975’ten beri şarkılarımı söylüyor ama ben onu 1979 yılında tanıdım. Almanya’nın Essen kentinde dolaşırken gözüme çarpan bir afiş o akşam Maria Faranduri, Juliette Greco ve Miriam Makcba’nın konseri olduğunu duyuruyordu. Doğru konser salonuna gittim, yüz yüze gelmeden şarkılarımı söylediğini duyduğum Maria’yla tanıştım ve sonra arkası çorap söküğü gibi geldi. Yıllara dayanan bir dostluk, zor günleri paylaşan yakın bir arkadaşlık, Broadway’den Paris’e, Viyana’ya, Helsinki’ye, Korsika Adası’na kadar uzanan yüzlerce konser ve iki albüm. Maria Türk dinleyicilerin de iyi bildiği gibi benim şarkılarım üzerine ilk albümü 1983 yılında çıkarmıştı. Geçenlerde Batı Trakya’da Şapçı’daki bir konserimde bu albümü andık ve hayretle müziği kaydedenlerden sadece Maria’nın, benim ve kardeşim Ferhat’ın hayatta kaldığını fark ettik. Diğer müzisyenler ölmüştü. İşte böyle; insanlar gidiyor, şarkılar kalıyor. Mayıs sonunda Maria Faranduri yeni şarkılarım üstüne ikinci albümünü yayınlıyor.Rus şef Simeon Kogan’ın yönettiği senfoni orkestrası ve Alman, Türk, Yunanlı, Arjantinli etnik müzisyenler eşliğinde kaydedilen bu albümü dinlemenizi öneririm. Çok ilginç bir müzikal yapıya sahip ve Maria’nın sesi olgun, kadife gibi ve siyah-kırmızı şarapları hatırlatan bir renkle tınlıyor. Sanırım DMC ve Ercan Saatçi bu albümü Türk dinleyicisine ulaştırır. Pazartesi günü sevgili dostum Maria Faranduri iki konser için Türkiye’ye geliyor. Ona bütün kalbimle hoş geldin derken, olağanüstü sesleriyle hayatlarımızı renklendiren bütün büyük solistlere besteci olarak teşekkür etme gereğini duyuyorum. Düzeltme notu: Dün sevgili dostum Ömer Kavur’un ölümü üstüne yayınladığım yazıyı, uzaktan yazdırmak zorunda kaldım. Bir takım sorunlardan ötürü, yazıda pek çok cümle hatası oluşmuş. Okuyucularımdan özür dilerim.
