Devrimden sonra çoluk çocuk kurşuna dizilen Çar II. Nikola’nın özlemiyle yanıp tutuşan Rusya’da yeni çarlar varsa eğer, inanın ki bunlardan birisi de Şarık Tara’dır. Moskova’da Sechonov Tip Akademisi’nin oval anfisinde oturup, Şarık Tara’ya doktora diploması verilmesi törenini izlerken Türk-Rus ilişkilerinin karmaşık, dolambaçlı ve acılarla dolu tarihi geçti gözümün önünden. Rusya bizim “uzak komşu”muzdu. Araya giren savaşlar, düşmanlıklar, din ayrılıkları ve farklılaşmalar iki tarafta da öylesine derin yaralar açmıştı ki sanki Moskova Kaf Dağı’nın ardındaydı. Oysa bugün Türk Havayolları’nın her zaman övgüye layık pırıl pırıl uçağıyla, iki saat kırkbeş dakikada Moskova’ya iniveriyorsunuz. Ve karşınıza karlar altındaki romantik Rus başkentine damgasını vurmuş olan Enka İmparatorluğu çıkıyor. 12 bin kişiye işveren bir imparatorluk bu: Moskova’nun en güzel binalarını yapıyor, şehirler kuruyor, Sechonov’da olduğu gibi tarihsel bilim akademilerini restore ediyor Bayan Yeltsin’in de kaldığı ve seçkin bir Türk doktor ve gazeteci grubu izlediği törenden sonra yetenekli Rus çocukları teker teker anfinin ortasına gelip piyano, keman, viyolonsel ve flüt resitaller veriyorlar. Görmezden gelinmeyecek bir Türk başarısı bu.

Özel bir izinle parlamentoya, Beyaz Ev’e giriyoruz. Toplarla, bombalarla, kurşunlarla delik deşik edilmiş ve yangınlarla örselenmiş olan Beyaz Ev’de Erzurum’dan, Yozgat tan, Çorum’dan gelmiş yağız Anadolu çehreleri görmek çok şaşırtıyor insanı. “Merhaba hemşerim!” diyorlar. Ve bir süre önce Rutskoy ve Hasbulatov direnişine sahne olmuş, çağdaş trajediler yaşanmış bu mekanı onarıp duruyorlar.

Moskava değişiyor. Lüks otomobillerin geçtiği geniş bulvarları, ışıklı reklam panoları aydınlatmakta. Her taraf ünlü Batı markalarının açtığı dükkanlarla dolu. Geçenlerde on tane özel Rollce Royce ısmarlamış Ruslar. Firma sekiz tane gönderebilince de fena halde üzülmüşler. Kolayca tahmin edilebileceği gibi bu serveti elinde tutan güç mafya. Belirli bir sermaye birikimine kavuşunca “büyük iş adamları” olacaklar.

1986’daki görüşmemizde Gorbaçov “Herkese birer dilim ekmek versek, 280 milyon dilim yapar” demişti. “Hele bunun üzerine biraz da terayağ sürelim desek, düşünün ne kadar yağ gerekir.” Rusya şimdi, Batı’ya yağ çekerek, ekmeklerin üzerine yağ sürmeye çalışıyor.