Karl Marks’ın ünlü manifestosu, Avrupa’da bir hayaletin dolaştığı cümlesiyle başlar: Komünizm hayaletidir bu. Şimdi Moskova’nin Gorki caddesinde, Manej meydanında, Kremlin labirentlerinde dolaşıyor bu hayalet. Boris Yeltsin’in parlamentoyu feshederek, yeni bir seçim tarihi ilan etmesi Rusya’da bir “darbe” anlamı taşıyor. Yeltsin’i bu darbeyi yapmaya iten neden ise, Rusya’daki demokrasiyi korumak. Darbe yaparak nasıl demokrasi korunur demeyin. Dünyadaki bütün darbeler, demokrasiyi korumak sloganını kullanmıyor mu? Bizdeki askeri darbeler de, demokrasiyi korumak için gelmediler mi?

Boris Yeltsin, KGB etkisindeki parlamentoyu feshederek, ülkenin komünizmle olan bağlarını koparmak istiyor. Parlamento ise Yeltsin’in yardımcısını Cumhurbaşkanı ilan ederek, yok edilmeye karşı çıkmakta. Lenin’in ünlü kitaplarından birisi “İki adım ileri, bir adım geri” başlığını taşır. Moskova’da şimdi böyle bir tango oynanıyor.

Bütün büyük imparatorlukların çöküşünde aynı otorite boşluğu ve aynı kargaşa yaşanmakta. Osmanlı İmparatorluğu’nun çekildiği topraklardaki kavgayı düşünün. Ortadoğu ve Balkanlar hala kaynıyor. “Barışa Son Veren Barış”lar bunlar. Sovyetler Birliği’nin yıkılması da dalga dalga genişleyen bir halka gibi sarsıntıların bütün bölgede duyuruyor. Gürcistan’daki kıyımdan Azerbaycan’daki işgale kadar bütün trajediler, taşların yerinden oynadığını gösteriyor. Balkanlar durulmuyor. Yugoslavya, çağımızın en korkunç vahşetine gömüldü.

Clinton yönetimi Rusya’da olup bitenleri seyretmekte. Çok fazla üzüldükleri ve Rus demokrasisini korumaya çalıştıklanı da söylenemez. Çünkü bugün Amerika’yı en çok rahatsız eden ögelerin başında, eski Rus ya da Sovyet İmparatorluklarının canlanması tehlikesi geliyor. Bu yüzden Clinton’in Kafkasya temsilcisi Talbot, Azerbaycan’da Türkiye’nin gözden çıkardığı Elçibey’i sahipleniyor, Aliyev’in güçlenmesini istemiyor. Amerika’ya göre, iç karışıklıklara gömülmüş bir Rusya, Asya’da tekrar patron rolunu oynayamaz. İşte Moskova’daki tangonun arkasındaki uluslararası mantık, böyle bir kaosu yararlı görüyor. Bu gidişle Moskova daha bir çok “hayalet balesi”ne sahne olacak.