İçişleri Bakanlığı, Muğla Valiliği ile ilgili yazıma cevap vermiş ve özetle Danıştay kararını uygulamakla yükümlü olduğunu bildirmiş. Bu tutum saygıyla karşılanabilirdi ancak işin adil, yasalara ve teamüllere uygun bir biçimde ele alınması koşuluyla. Bakanlık öyle bir uygulamaya imza attı ki şu anda Muğla’da hukuken iki vali var; fiilen ise hiçbir vali yok. Oysa Bakanlık, Danıştay’daki davayı kazanan sayın Lütfi Yiğenoğlu’nu şu anda vekâleten yürütülmekte olan üç ilden birine yani Kayseri, Tokat, Tunceli illerinden birine atasa idi idari ve hukuki hiçbir kargaşaya yol açmamış olacaktı. Ama ille de Muğla ısrarı garip ve içinden zor çıkılacak bir sonuca yol açtı. Hem Bakanlık, hem Muğla Valiliği kurum olarak zedelenmiş oldu. Çünkü Vali Temel Koçaklar Muğla’ya Valiler Kararnamesi ile atanmıştı. Bir kararname, ancak başka bir kararname ile ortadan kaldırılabilir. Bu kararname iptal edilmediğine göre Koçaklar halen Muğla Valisi’dir. Ama Bakan, kendi tasarrufuyla kararnameyi görmezden geldi ve bu ile bir vali tayin etti. Çık işin içinden çıkabilirsen. Gel de şimdi bizim devleti, yürürken bir ayağıyla ötekinin üstüne basan bir adama benzetme!
Durum o kadar açık ki: Vali Lütfi Yiğenoğlu’nun aldığı Danıştay kararı, Vali Hüseyin Aksoy aleyhine.Temel Koçaklar’ın bu işle uzaktan yakından ilgisi yok. Kendinizi bir an bu valinin yerine koyun: Düşünün ki bir kararname çıkmış ve siz Muğla iline atanmışsınız. Daha sonra, sizinle hiç ilgisi bulunmayan, sizden önce olup bitmiş işler nedeniyle Bakan sizi bu görevden alıyor. Kararname ise ortada kalıyor. Şimdi diyelim Vali Yiğenoğlu Muğla’da göreve başladı. Temel Koçaklar da bir yürütmeyi durdurma kararı aldı. Mahkeme kararını uygulamak için bu sefer Yiğenoğlu gidip tekrar Koçaklar mı gelecek? Bundan sonra ya Yiğenoğlu da bir yürütmeyi durdurma kararı alırsa?Bu iş sonsuza kadar sürüp gider. Muğla Valiliği’nden mi konuşuyoruz, yoksa elim sende oyunundan mı anlamak güç.
Bütün bunlara hiç gerek yoktu Sayın Bakan. Zaten geçici bir dönem için, “tarafsız” sıfatıyla o makama geldiniz. Şu kısa dönemde Muğla Valiliği’ni bir sorun haline getirmeye, kararnameleri yok saymaya ve kurumları yıpratmaya hiç gerek yoktu. Sayın Yiğenoğlu’nu vekâletle idare edilmekte olan illerden birine atardınız, Koçaklar da Muğla’da devam ederdi. Hem Danıştay kararı yerine gelir, hem de bu durum başka bir hukuksuzluğa yol açmamış olurdu. Orman yangınlarının alıp başını gittiği, Muğla ilinin bin bir sorunla boğuştuğu bu turizm mevsiminde boşuna bir enerji kaybına ve otorite boşluğuna sebep olundu. Yazık!
