Valencia’daki toplantı, Helsinki Yurttaşlar Meclisi adındaki uluslararası kuruluşun düzenlendiği bir forum niteliğinde. Çeşitli ülkelerde örgütlenmiş olan Helsinki Yurttaşlar Meclisi’nin Türkiye koordinatörlüğünü Murat Belge yapıyor. Çok emek verdiği ve bir süre Başbakanlık Konseyi’nde yer aldığı bu kurumun toplantısına birlikte gittik. Birçok ulusun politikacı, hükümet üyesi, bilim adamı ve düşünür düzeyinde temsil edildiği toplantı, “Avrupa’daki ulusal çatışmalar ve sivil toplumun sağlayabileceği barış stratejileri” adını taşıyordu. İngilizce, Rusça ve İspanyolca olarak yapılan konuşmaları dinleyince, Avrupa’daki kriz belgelerinin çokluğu ve sorunların neredeyse içinden çıkılmayacak derecede karmaşık bir yapıya dönüşmesi karşısında, en iyimser katılımcılar bile umutlarını korumakta güçlük çektiler. Çeşitli çalışma grupları, çatışma bölgelerini ayrı ayrı ele aldılar: Birinci grupta Rusya, Kırım, Kafkas ve Baltık sorunları tartışıldı. İkinci grubun konusu Balkanlar’dı. Bir başka grup Avrupa Topluluğu içindeki ulusak çatışmaları inceliyordu. Kürt sorununun tartışıldığı toplantıya, Paris Kürt Enstitüsü’nden Nezan Kendal da katılmıştı.

Şimdi anlaşılıyor ki 1989 yılında iyice yükselen barış umutları, şarkılarla yıkılan duvarlar ve kapitalizmin mutlak zaferi olarak yorumlanan gelişmeler, daha büyük bir çatışma döneminin habercisiymiş. Bu arada Sovyet komünizminin de 70 yılda, insanları kaynaştıramadığı ve ancak yapay bir dengeyi koruduğu ortaya çıktı. Şimdi gene o eski savaşlara, ırk ve din kavgalarına geri döndük. Bugün hristiyan birliğinden söz ediliyor. Avrupa’yı islam akınından koryacak ve Rusya, Bulgaristan, Sırbistan ve Yunanistan’dan oluşacak bir Ortadoks kalkanı kurma girişimleri boy gösteriyor. 20. yüzyılın, insanlığı komünizmin ve faşizmin ideolojilerinde toplayıp, din motiflerini unutturma çabası iflas ederken, din ve ırk kimlikleri tarihteki tahtına yeniden kuruluyor.

Toplantıda Nadya Selimoviç, Bosna-Hersek’teki zalim soykırımı gözler önüne seren etkileyici bir konuşma yaptı, Sırp vahşetini durdurmak için herkesi yardım çağırdı ve konuşmanın sonunda kendisinin de bir Sırp olduğunu açıkladı. Bence toplantının tüyler ürpertici noktasıydı bu. Nadya tek örnek değil. Bosna ordusu içinde yer alarak Sırp ve Hırvat saldırılarına karşı çarpışan Bosnalı Sırp ve Hırvatlar olduğunu biliyoruz. Beli de tek umut bu kahraman insanların sayısının artmasında.