"Çok büyük bir iş..." dedi, "Ama henüz 60 yaşındayım. Enerjim bunlara yeter."

"Elbette" dedim.

Yüzüme kuşkuyla baktı.

Dev projenin diğer ayrıntılarını görüşmeye koyulduk. Büyük bir heyecanla anlatıyordu.

Bir süre sonra; "60'ıncı yaş günümü yeni kutladığım için bu işe girişiyorum." dedi.

"Kaç yıl sürerse sürsün."

"Tabii" dedim. "Sizin enerjiniz buna yeter."

Birden ayağa kalktı ve "Sen beni dinlemiyor-sun." dedi.

"Dinliyorum." dedim.

"Ama" dedi, "İki seferdir 60 yaşındayım di-yorum. Hiç itiraz etmiyorsun."

"Neden edeyim?" dedim. "Söylediğiniz doğ-ru. Bir çok genç adam sizin yaptıklarınızın yarısını yapamaz."

Bunun üzerine güldü ve kendisini can kulağıyla dinlediğimi anladı.

XXX

Bu konuşmalar üç hafta önce, Nejat beyin büro-sunda geçiyordu.

Nejat bey, sanat alanındaki heyecan verici çalış-malarına bir yenisini eklemek niyetindeydi: Euro-palia projesi.

Avrupa'da dört yılda bir yapılan "Europalia", bir ülkeyi ele alıyor ve onu bütün sanatsal yaratıcılı-ğıyla tanıyor. Sergiler, konserler, tiyatro oyunları, ro-manlar Avrupa ülkelerini bir yıl boyunca dolaşıyor ve ülkenin bütün sanatını ve yaşama biçimini tanıtı-yor.

Daha önce bu projede yer alan Japonya, dört yüz-den fazla etkinlikle katılmış Europalia'ya.

Nejat bey, Türkiye'nin böyle bir şans ele geçire-bilmiş olmasına seviniyordu. Cumhurbaşkanı Demirel, bu işin başında olmasını rica etmişti ken-disinden. Severek kabul etmişti.

Bürosunda yaptığımız görüşmede "Ben bu işi sizlere güvenerek kabul ettim." diyordu.

"Haydi ilk olarak bir sanat envanteri çıkara-lım. Hangi dalda nelerimiz var, bilelim."

Daha sonra gözü, sehpanın üzerinde durmakta olan İstanbul Kongre Sarayı maketine takılıyor ve onunla ilgili ayrıntıları anlatmaya girişiyordu.

XXX

Nejat beyle Venedik'teki "Dünya Sanat Foru-mu"nda buluşmuştuk. Zerafeti, yabancı dil bilgisi ve kültürüyle herkesi etkiliyordu.

İstanbul Sanat Vakfı'nın yönetim kurulunda görev almamı önermişti. Nadir Nadi'nin ölümüyle boşalan bu yönetim kurulu üyeliğine seçilmek be-nim için büyük bir onurdu elbette.

Nejat beyin aynı anda uğraşmakta olduğu işlerin çapını kavrıyamıyordu insan.

Bu dev projeler yürürken bir yandan da restore edilmiş bulunan Feshane'deki "Modern Sanat Müzesi" kuruluşu gerçekleştiriliyordu.

İnanılmaz bir tutkuyla sarıldığı sanat çalışmalarını, büyük bir zerafetle ve yalnız Türkiye'ye değil, bütün dünyaya örnek olacak biçimde yürüttü.

Türk sanat dünyasında Eczacıbaşı adı unutul-mayacak ve inanıyorum ki bizden sonraki kuşaklar Nejat beyden bir efsane gibi sözedecekler.