Dünkü SABAH Ekonomi de gözünüze çarptı mi bilmem: İtalya’da Temiz Eller’den sonra “Temiz Kalemler” operasyonu başlamış. İtalyan basınının iş çevreleriyle ilişkileri ve rüşvet alışverişi araştırılıyor. Kaçınılmaz kural: Bir yerde iktidarın belli biçimleri yaşanıyorsa, orada yozlaşmalara karşı denetim şart oluyor. Basının gücü ise tartışılmaz: Hükümetleri devirebilir, borsayı allak bullak edebilir, savaş çıkarabilir. Kısacası karayı ak, akı kara gösterebilir. Böyle bir gücün nasıl kullanıldığı, toplumun önemli sorunlarından birisi haline geliyor.
Basın Türkiye’de de büyük güç. Büyük yayı kuruluşları belki de hükümetlerden de güçlü. Çünkü hükümetler gelip geçici konumlanı içinde, her zaman var olacak yayın kuruluşları ile iyi geçinmeye özen gösteriyorlar. Gerçekten de basın ürkütücü bir güce sahip. Bu gücün kötü niyetle kullanılmasını düşünmek bile istemiyor insan. Dünyayla karşılaştırıldığında Türkiye’de durum daha da korku verici. Çünkü demokratik hakların gelişmediği bir ortamda, yurttaşı basına karşı koruyabilecek yasalar işlemiyor. Bir yayın organının sizi yok edebilecek, mesleğinize, ailenize ve kişiliğinize zarar verebilecek bir yayını karşısında yapabileceğiniz bir şey yok. Ya susup oturarak sineye çekeceksiniz ya da o yayını yapanlarla dost olmaya çalışacaksınız. Bu konuda görüşeceğiniz savcı bile eğer dostunuzsa, “Bunlarla uğraşılmaz. Bir tekzip yayınlarlar. Yarın daha kötüsünü yazarlar. diyerek sizi uğraşmamaya çağıracaktır.
Basının iş çevreleriyle ilişkilerini sorgulayan İtalya, konuya birey hakları yönünden de eğilmeli. Yakından biliyoruz ki, Türkiye’de basın yüzünden binlerce insan haksız yere suçlandı, evi yıkıldı, ailesi dağıldı. Hatta bu yayımlar uğruna yurttaşlık hakkından olanlara, hapis yatanlara rastlandı. Özellikle askeri idare dönemlerinde jurnalciliğe soyunan bazı yayın organları, hiçbir suçu olmayan insanlari terörist ya da örgüt üyesi olarak teshir ettiler. Polisin herhangi bir soruşturmasına uğrayan kişi, basında ebediyen lanetlendi ve topluma suçlu olarak sunuldu. Gece yarısı, evine kitap arama bahanesiyle girilen bir aydından özür dilenecek yerde, dağınık yatağının ve gecelikli karısının resimleri yayınlanarak “Örgüt evliliği” , “İşte bu yataktan çıktılar diye belden alta vuran pis imalarla yayın yapıldı. Şu anda Türk basınında köşeleri işgal eden bazı kalemlerin sütunlarında asılsız ihbarlar yapılır ve isimleri geçenler teker teker yurttaşlıktan çıkarılırdı. Bu yüzden Türkiye’de basının insan haklarına saygılı olması ve cevap hakkı tanıması çok önemli, SABAH bu konudaki sözünün, Türk basınına yeni bir anlayış getirmesini diliyoruz.
