Gazetelerdeki köşelerin, yaz aylarında kullandıkları değişmez bir klişe vardır: “Arkadaşımız yıllık izninin bir bölümünü kullandığı için…” diye başlayan bu cümle, her gün yazmaya koşullanmış olan köşe yazarının, canını sakin bir yerlere attığı anlamına gelir. “Bir bölümü…” ifadesi, iznin tamamını kullanmadığı, ancak bir bölümünü harcadığını belirten bir rahatlama belirtisidir. Aynı zamanda bir umut kapısıdır bu. Gelecek yıla kadar böyle bir “paydos keyfi” yaşayamayacağını bilse de umut fakirin ekmeği kabilinden, “ye Mehmet ye…” diye avutur kendini. Sonra çabucak bitiveren sayılı günlerin ardından gazeteye gelir, masasına oturur, daktilosunun ya da bilgisayarının tuşlarına bakıp durmaya başlar. “Ne yazsam acaba?” diye düşünmektedir. “Şimdi hangi konuya el atsam?” Konu sıkıntısı çekmektedir. Çünkü kendisine her gün yazı yazdıran büyülü adrenalini yitirmiş, gündelik olayların peşinden koşmaz olmuştur. Tatil onu doğanın ve insanın daha derin dengelerine doğru çekip götürmüştür. Bu yüzden konsantrasyon güçlüğü çekmektedir. Daktilosunun başında konu düşünürken bile aklı, engin deniz maviliklerine, kıpkızıl ufuk çizgilerine, menekşelenen şarap rengi sulara ve yakamoz parıltılarına kayar. Gazete yazarı, gündelik gerçeklerle parçalanmış bir düşünceyi sürdürmek zorundadır. Oysa doğanın uyumu karşısında bu gelgitli humma bozulur. İnsan zihni süreklilik aramaktadır. Gazetecilik ise sürekliliğin karşısındadır. Köşe yazarına düşen görev; gönüllü mavi sürgünlerden silkinip kendine gelmesi ve beynini daktilonun önüne koyup, gündelik düşünecek biçimde kesip parçalamasıdır. Aynen Sisyhpos gibi değil mi? Mitolojide Sisyhpos’a verilen ceza, her gün büyük bir kayayı ite ite dağın doruğuna çıkarmak ve akşam yuvarlanan kayayı, ertesi gün gene aynı zahmetle tepeye itebilmektir. Her gün tekrarlanan bir cezadır bu. Kısacası Çetin Altan’ın “Bugün okursunuz, yarın balık sararlar!” dediği şey. Ya da eskilerin “Bakisi, duruğu bi nihayet!” yazıklanmasına kapıldıkları durum.
Tuşların başında terleyip duran yazar, çareyi tatilden bahsetmekte bulur. Genellikle tatil dönüşü yazılan, yurdumuzun ne kadar güzel köşeleri olduğundan, bu cennet gibi vatana duyulan sevgiden, “ama ne yazık ki..” bu yörelerde görülen bazı olumsuzluklardan dem vurur. İşte ben de, kısa bir tatil dönüşü, böyle bir tatil-yazı uzlaşmasından kurtulmak için, tuttum tatil dönüşü bir yazanın ne yazacağına dair bir yazı yazdım. Tekrar merhaba!
