Şu bizim basın ve muhalefet inanılır gibi değil. Her hayırlı ve uğurlu girişimin karşısına çıktıkları gibi bu sefer de New York’taki beşinci cadde yürüyüşüne eleştiriyorlar. Bu yüzden Cumhurbaşkanını geziye katılmaktan caydırdıkları gibi, başbakanımızı da derin düşünceye sevk ettiler. Bakın dünkü SABAH’ta Güngör Mengi’nin yazdıklarına:” Mehter takımı, folklor grupları, Allah bilir tarihi sucular, güvercinli, Tavşanlı kader kısmetçiler, belki seyyar dönerciler, tablaları simitçi ve lahmacuncular…” bence bu yürüyüş desteklenmeli, daha da geliştirilmeli ve kültürümüzün içinde bulunduğu durum bütün dünyaya açık saçık gösterilmelidir. Mehter takımıyla ve mehter müziği eşliğinde yapılacak olan yürüyüş büyük yararlar sağlayacaktır. Caddenin ortasında iki adım ileri-bir adım geri tekniğiyle yürüyen palabıyıklı mehtercilerimizin, seyirciler üzerinde yaratacağı muazzam etkiyi ve heybeti düşünün. Caddenin iki yanına toplanmış olan zenci, beyaz, Amerikalılar böylece şanlı tarihimizi ve Türk erkeğinin gücünü anlama olanağı bulacaktır. Bu arada birkaç Amerikalıdan çıkabilecek” Oh shit! Whats going on man ! yaygaraları kös davulu muzun heybetli sadasında yok olup gidecektir. Mehter takımı ile yürümenin bir yararı daha vardır: bütün heyet bu adımla yürüyeceği için, iki adımda bir sağ ve sola dönerek duracak ve iki taraf da vitrinleri gözden geçirme imkanına kavuşacaktır. Milletvekillerimiz ve hanımları için ele geçmez fırsat dolayısıyla 5. Caddenin bütün vitrinleri tek tek gözden geçirilecek, böylece Türk’ün yabancı ülkelerdeki alışveriş merakı da sergilenmiş olacaktır. Bu görkemli yürüyüşte bazı teknik ayrıntılara dikkat edilmelidir: New York caddelerini klasik musikimizin nuruna gark edecek olan Türk sanat müziği korosu çok ağır başlı bir koro olduğundan mehter adımıyla yürüyerek teganni etmeleri pek uygun kaçmaz. Bu zevat-ı kiram bir römork üzerinde geçirilmeli ve hafif yana eğilmiş başları ve önlerine kavuşturduklarını elleriyle yarattıkları zarafet tablosu ve şeflerinin elini ritmik bir şekilde aşağı-yukarı indirip kaldırmasından ki asalet bozulmamalıdır. Zaten muhteremlerin klasik Türk musikisi icra ederken giymek lütfunda bulundukları frakları da böylece caddenin tozundan korunmuş olur. Frak ve Osmanlı müziğinin yan yana getirerek elde ettiğimiz muazzam asalet tablosu zedelenmemelidir. Bilindiği gibi Sadullah Ağa frakları Beyoğlu’nda diktirir, musiki şinas padişah üçüncü Selim isim Paris’ten getirtirdi. Dede efendinin gül kurusu papyonu ise İslam Eserleri Müzesinde görülebilir. Bu zatlar frak giydiği için, arkadan gelecek olan Klasik Batı Müzikçilerimizin de aynı kılığa bürünmeleri hiç uygun kaçmaz. Bana kalırsa onlar da Osmanlı kaftan ve sarıkları giymeli ve bir römork üzerinde Beethoven icra ederken, kaftanlarının New York rüzgarında uçuşmasından hasıl olacak muazzam lirik tesir elden kaçırılmamalıdır. Bunun arkasından hafif müzikçilerimiz gelebilir. Şarkıcılarımızın “New York-New York” adlı şarkıyı gavurlardan daha iyi terennüm ettiği malumunuzdur. Bir şarkımızın güçlü hançeresinden yayılan New York-New York şarkısının hemen arkadan gelen halk müziği koromuzun “yine de şahlanıyor aman kol başının yandım da kır atı “Serhat türküsüne karışması, garbın afakını sarmış olan dumanı dağıtacak ve Manhattan gökdelenlerinde aksi sedalar yaratacaktır. Bu arada en önde yürümekte olan muhterem politikacılarımız ve eşleri hariç iki adımda bir sağa sonra da sola dönerek durma imkanı bulacak ve bu fasıllardan, “Krokodil çanta üç yüz dolar!, ” Türk parasına çevirince kaç lira yapıyor?” ,”Yahu Türkiye’den daha ucuz bu!” Gibi ulvi ve hamasi konuşmalar yapacaklardır. Bir kız çocuğunun haykıra haykıra okuyacağı” Ben bir türküm, dinim cinsim uludur” şiirinin İngilizcesi basılı olarak iki yanda birikmiş Amerikan halkına dağıtılmalıdır. “Senin gözlerin yeşildi teğmenin” de öyle. Bu arada Cumhurbaşkanlığı Filarmoni orkestrasının fahri şefleri Coşkun Sabah ve İbrahim Tatlıses de unutulmamalıdır. Yürüyüşün en can alıcı yerinde bütün Türk heyeti” eller eller” şarkısına başlamalı ve hep bir ağızdan bu şarkıyı söylerken havaya kaldırdıkları ellerine iki kere sağa, bir kere de sola tempolu bir biçimde sallamalıdır. Bu hareket, milli birlik ve beraberliğimizin ispatı olacaktır. Ama hassas Bir noktaya da dikkat etmek gerekir: yürüyüşte bayrak taşıyanlar bu el sallanan hareketini asla yapmamalıdır. Çünkü bayrak elden bırakılmaz, bu Türk’e yakışmaz. Ayrıca, on römork üzerine yerleştirilmiş maşallahlı, beyaz kepli Türk çocukları, sünnetçi Kemal Özkan tarafından sünnet edilmeli ve New York ahalisine, Türk’ün hamakati ve rikkati gösterilmelidir. Aynı saatlerde İstanbul’dan götürülmüş yüz taksi şoförünün New York trafiğinde akıl almaz numaralar sergilemesi ve kurallarının tersine çevirmesi merasime güç katacaktır. (Zaten römorklar yoluyla, milletimizin vasıta tercihini göstermiş olacağız) kısacası bu yürüyüş çok faydalı ve pek isabetlidir. Amerika’da propagandamız böyle yapılabilir. Kendimizi böyle tanıtabiliriz. Bir kere, İtalya, Fransa, İspanya gibi resim sergileri düzenleyen, şairler, bilim adamları, sporcular ve sinema sanatı aracılığıyla reklam yapmaya çalışan sapık ülkelerden olmadığımız anlaşılır. Türk’ün gücü dünyayı tir tir titretir. Ayrıca sizi temin ederim ki bu yürüyüşte, her zaman alışık olduğumuz Rum-Ermeni gösterileri de yapılmaz. Çünkü Amerika’daki Rumlar ve Ermeniler kortejimize bakıp bakıp “bizim bir şey yapmamıza lüzum yok!” diyeceklerdir
