KUTUP ayısı yavrusu babasına sormuş: "Baba, dedelerim de kutup ayısı mıydı?"
"Evet!" demiş babası.
"Annemin ailesi de kutup ayısı mıydı?"
"Evet oğlum" diye yanıtlamış baba.
"Geçmişimizde hiç normal ayı yok mu? Atalarımızın hepsi de kutup ayısı mıydı?"
Bu kadar ısrar karşısında canı sıkılan baba;
"Evet!" demiş. "Evet oğlum. Hepsi kutup ayısıydı. Hiç normal ayı karışmadı sülalemize. Şimdi iyice anladın mı?"
Azarlanan yavru kutup ayısı boynunu bükmüş ve "Peki baba" demiş, "ama o zaman ben niye bu kadar üşüyorum."
***
TÜRKİYE'de demokratik düzen işliyor.
Meşru bir hükümetimiz var.
Bağımsız mahkemelere sahibiz.
Kentlerimizi seçilmiş belediye başkanları yönetiyor.
Şimdi Meclis, her demokraside rastlanacağı gibi, bir erken seçim kararı aldı.
Türkiye 8 ay sonra genel ve yerel seçimlerini yapıp, yeni yöneticilerini seçecek.
Bu arada ekonominin iyi yolda olduğu ve enflasyonun düştüğü öne sürülüyor.
Hem önümüzdeki yıllarda Türkiye, bölgesinin yıldız ülkesi olacakmış.
Cumhuriyet'in 75. Yıl Marşı'nda, hürriyet içinde yüzen bir ülke olduğumuz belirtiliyor.
75 yılda başardıklarımızla övünç duyuyoruz, göğsümüz kabarıyor.
Bu büyük bayram yılında, iç barışa katkı sağlamak amacıyla bir de af çıkacak.
***
BUNLARIN hepsi iyi güzel.
Peki o zaman biz niye üşüyoruz?
Niye yurttaşlarımız seçim sözüyle ferahlamıyor?
Ülke yönetiminin kendisine sorulmasından memnun olması gerekmez mi?
Neden kimse ekonominin geleceğine güvenmiyor?
Niye seçimin hiçbir şeyi çözmeyeceği kanısı yaygın?
Acıma duygusu son derece gelişmiş olan halkımız, niçin af tasarısına karşı?
Neden herkesi sinsi ve koyu bir umutsuzluk kaplamakta?
***
DEMEK ki bu işlerde bir terslik var.
Sahnede oynanan oyun kurallara uygun ama kuliste işler pek iyi gitmiyor.
Milyonlarca insan bunu sezmekte.
Ne var ki sezgi yetmiyor.
Bu sezgi bilinç düzeyine çıkmadan, dertlerimiz sürüp gidecek.
