Birkaç kadeh içki içmek, biraz alışveriş yapmak ve haftasonunu hoşça geçirmek için bindiğimiz bir geminin Baltık Denizi’nin soğuk sularına gömülüvermesi akıl almaz bir şey olmalı. Son anda yaşanan panik ve korkuyu düşünmek bile istemiyor insan. İsveç’te yaşadığımız yıllarda Baltık gemilerine çok bi indiğimiz için, gemi batmadan on dakika öncesine kadar her şeyi gözümde canlandırabiliyorum.

Bu gemiler İsveçliler için birer can kurtaran simidi gibidir. Çünkü İsveç’in tek düze, birer tesbih tanesi gibi birbirini andıran günlerinden sıkılan insanlar, ormanda koşmak ve yürümek dışında hiçbir eğlence bulamazlar kendilerine. Şehir merkezinde bir lokantaya gitmek, dans salonlarında eğlenmek çok ama çok pahalıdır. Bu yüzden İsveçliler’in kesesi özel günler dışında şehre çıkmaya izin vermez. Evde oturdukları zaman da bir kadeh içki içmeleri ya da dostlarına ikram etmeleri çok zordur. Çünkü Sistem Bolaget denilen devlet mağazalarında satılan içkiler ateş pahasıdır. Şehrin belli yerlerine serpiştirilmiş olan az sayıdaki devlet mağazası mesai saatleri içinde çalışır, önünde kuyruklar oluşur ve bir şişe viski için mücevher fiyatı ödenir. Devlet dışında hiç kimse içki satamaz, yasaklamıştır.

İşte bu noktada gemiler devreye girer. Finlandiya’ya, Estonya’ya, Danimarka’ya giden gemilerde yolculuk pahalı değildir. Hele Stockholm’den, Finlandiya’ya bağlı olan Oland adasına gidip gelmek epey elverişlidir. Gemilerde vergi uygulanmadığı için yemekler, içkiler, sigaralar ucuz olmasa bile katlanılabilir ölçülerdedir. Kuzeyliler gemiye biner binmez neşelenir, birkaç şişe birayı arka arkaya diker ve kumar makinelerinin başına birikiler. Akşam, ünlü smörgosbord kurulur. Kuzey yiyeceklerinden oluşan bir açık büfedir bu. Ekşi ve tatlı çeşitleriyle soğuk balıklar, sosisli patates kızartmaları, dış görünümü kontrplakı andıran knecke ekmekleri ve reçelli biftekler, alışanlar için ilginç ve vazgeçilmez bir tat oluşturur. İsveçliler kuyruklara girerek tabaklarını birkaç kere tepeleme doldurur ve sonra içkiye devam ederler. Geminin dans salonu yemek sonrası buluşma yeridir. Aynı zamanda birbirini tanımayan kadınlar ve erkeklere de kamaralara çekilmeden önce son bir tanışma fırsatı verir. Dışarıda soğuk ve hırçın denizin karanlık suları vardır. Siz ise konfor ve güvenlik içinde, ışıkları pırıl pırıl yanan bir gemide uygarlığım tadını çıkartmaktasınızdır. Geminin altındaki tonlarca suyun ürkütücü, soğuk karanlığı aklınıza gelmez.

Ne var ki hiç beklemediğiniz anda doğa ürkütücü gücüyle kendisini hatırlatıveriyor. O eğlence gemisinin, batma anlarını yaşamak herhalde cehennemi yeryüzüne taşımakla eş anlamlıdır. Dans salonundan, kamaralardan çıkamadan çıkamadan Baltık Denizi’nin 90 metre dibin boylamak korkunç bir yazgı olmalı.