1994 Ocak ayı Kaliforniya’yı sallarken, Türkiye’yi de ekonomik depremle vurdu. Dövizin nefesi kesilmezse, yalnız ekonomimiz değil siyasetimiz de bir krize girecek. Gorbaçov yönetimde iken kriz sözcüğünü hiç sevmezdi. Böyle durumlar için bulduğu en uygun deyim “kriz öncesi durum”du. İşte Türkiye de böyle bir “kriz öncesi durum”yaşıyor.
Ocak ayı, yeni zenginler ve yeni yoksullar yarattı. Ne var ki bu işe aklı eren finans uzmanı arkadaşlar, esas fırtınanın bundan sonra kopabileceğini söylüyorlar. Tahminlerine göre elinde döviz bulunan da yanacak. Aynı durumun 1988’de yaşandığını anlatıyorlar. Ve diyorlar ki: 1988 Ekim ayında dolar birden bire büyük bir sıçrayış yaptı ve serbest piyasada bir gün içinde 1700 liradan 1970 liraya fırladı. Turgut Özal’ın Merkez Bankası önlem olarak bankalar arası piyasadaki bir gecelik TL. faizini önce yüzde 130’a, sonra da yüzde 225’e yükseltti. Paralel piyasada faiz, yüzde 300’den işlem gördü. Bu durumda TL. açığı olan herkes, bu yüksek oranlarla borçlanmak yerine elindeki dövizi bozdurdu. Merkez Bankası ek olarak 140 milyon dolarlık döviz sattı. Bu önlemlerin sonucu olarak Amerikan Doları 3 saat içinde 1970 liradan, 1650 liraya düştü. Dövize hücum etmiş olanlar bir anda büyük ölçüde zarara girdiler. Bir büyük banka bir kaç saat içinde, 88’in parasıyla 70 milyar lira kaybetti. Dolayısıyla piyasaya bir spekülasyon korkusu yerleşti. Bankalar spekülasyon yapmaya korktular. İşte bu kural 1988’den beri ilk kez bozuluyor ve Ocak 1994’te spekülatif bir patlama yaşanıyor.
Hükümet bu işe istese de istemese de müdahale edecek. Bu duruma seyirci kalması demek, önce bankaların sonra da Türkiye’nin çökmesi ve var olan bütün dövizin kaçması… Rüştü Saracoğlu’nun Merkez Bankası başkanlığı zamanında doların resmi kuru ile serbest piyasa kuru arasındaki fark yüzde 2’ye ulaştığı zaman müdahale ediliyordu. Şimdi fark yüzde 35-40’lara dayanmış durumda ve Ankara seyrediyor.
Bu analizlerin sonucuna göre, bugün dolar alan ya da elinde dolar bulunduran tasarrufçu büyük tehlike içinde. Hükümetin müdahalesiyle birden bire düşecek olan döviz kuru, bir takım kişileri zenginliğe kavuştururken, bir kısmını da yoksulluğa mahkum edecek. Siyasi olarak, freni patlamış bir otomobille yokuş aşağı gittiğimiz yetmiyor gibi şimdi bir de ekonomik kaos yakamıza kapıştı. Bazan gerçekten merak ediyorum: Ankara’da birileri var mı acaba?
