Geçenlerde sayım Şakir Eczacıbaşı, Atatürk’le ilgili çok ilginç iki belgeden söz etti. Bir tanesi Amerika’nın, Powell’dan önceki Genelkurmay Başkanı Amiral William Crowe’un Time dergisine verdiği bir cevaptı. İkincisi ise General Mac Arthur ile Atatürk’ün karşılıklı konuşmalarının metniydi. Bu belgeleri gönderip gönderemeyeceğini sordum. Sağolsun, büyük incelik göstererek belgeleri gönderdi. Bu belgeleri, geniş kitlelerce bilinmesinin yararlı olduğunu düşünerek yayınlıyorum: Amiral William Crowe, “Sizce çağımızın kahramanı kimdir?” sorusunu şöyle yanıtlıyor: “Savaşın en ilginç ve anlaşılmaz yönü, yapılan hataların çokluğudur. Askerlik tarihinden çıkardığım sonuç; başarılı generallerin yüzde 95, başarısız generallerin ise yüzde 99 hata yaptıklarıdır. Savaşın sisleri arasındaki belirsizlik öyle büyüktür ki… Ben, Kemal Atatürk’ün büyük bir hayranıyım. Çünkü o, çok az şeyle büyük işler başardı. Arkasında büyük kaynak ve üretim gücü desteği olan generallerin savaş kazanmaları başka bir şeydir. Atatürk yetersiz olanaklarla Türkiye’yi sultanların baskısından kurtarmayı ve Yunanlılar’ı ülkesinden kovmayı başarmıştır. Bence, bu yüzyılın en büyük askeri kahramanı Kemal Atatürk’tür.”
Amiral William Crowe’un cevabına bir şey eklemeye ya da yorumlamaya gerek var mı? Dünyanın en büyük ordularından birisini yöneten amiralin sözleri, göğsümüzü kabartıyor. İkinci belge The Caucasus dergisinde 1951 yılında yayınlanmış. Atatürk’le Mac Arthur arasında geçen konuşmaları özetliyor: “Birinci Dünya Savaşı’nın ünlü generali Mac Arthur, 1932 yılında Türkiye’yi ziyaret etti. Bu ziyaret ona Atatürk’le tanışma olanağını sağladı. İki büyük asker, tanıştıkları anda birbirlerinden hoşlandılar. İçtenliğin sıcak atmosferinde gelişen uzun sohbetleri sırasında, bir çok dünya meselesini konuştular.” Dergi bu girişten sonra “İkinci Dünya Savaşı önlenebilir miydi? “ sorusunu soruyor ve şöyle devam ediyor: “Okurlarımız aşağıdaki konuşma metnini okuduklarında bu sorunun yanıtının “evet” olduğunu anlayacaklardır. Sadece bunu anlamakla kalmayacak, milliyetçilik egosu ve hırsı ile gözleri kararmış, dünyanın kaderini ellerinde tutan devlet adamlarının ileriyi görebilme yeteneklerini nasıl kaybettiklerini ve akılsızca İkinci Dünya Savaşı’na neden olduklarını göreceklerdir.” Önümüzdeki günlerde bu ilginç konuşmanın ayrıntılarını aktaracağım.
