Bir dostum dedi ki, “Hayatı boyunca 300 metre karelik göletten büyüğünü görmemiş insana, okyanusu kavratmak zordur. “Doğru! İnsan ufuklarının sınırı var. Sadece sınırın içine girenleri algılayabiliyor. Ufkunun ötesine uzanan büyüklükler ise ilgisini çekmiyor bile. Bir karıncanın, bahçeyle sınırlı evreni gibi. Bahçenizdeki karıncanın G7 zirvesini kavraması ne kadar olanaksız ise, limitli insanın, değerler sistemini yerli yerine oturtması da o kadar zordur. Çocukluğumuzdan beri: “Zevklerle renkler tartışılmaz!” yargısını duyarız. Bu yargı, Türkiye’de epey güçlü bir tınlamaya sahip olan cahil cesaretini yansıtır. Ne demek zevklerle renkler tartışılmaz? Zevkler ve renkler üzerine teoriler kurulmuş, cilt cilt kitap yazılmıştır. Yoksa Art Nouveau, Bauhaus, Jugendstill, Pop-art kavramları nereden çıkacaktı? Bu söz, dere kıyısında büyümüş insanlara, okyanusları küçümsemek hakkını veriyor. Madem ki zevkler ve renkler tartışılmaz o zaman senin zevkin sana, benimki bana! Bu yargıya göre, zahire toptancılığından siyasete atlamış bir kasabalı, James Joyce’un Dublinliler’ini deli saçması olarak görme hakkına sahip. Salonunu formika masalar, plastik çiçekler ve küçük pembe ampullerle süsleyen kebapçı, Philip Stark tasarımlarına “ne saçma şey bu!” deme hakkını kendinde görebilir. Türkiye’de değer ölçüleri gibi, zevkler de aşırı bir bozulma içinde. Toplumu değiştirmek, dönüştürmek isteyenler bundan acı duyuyor. Böyle bir derdi olmayanlar ise, uyum gösterip çarpık zevklerden para kazanıyor. Ortega Gasset’in sık sık kullandığım harika saptamasını bir kez daha anmama izin verin lütfen: “Bu dünyada hiçbir şey, kitle kültüründeki kötü zevk kadar bulaşıcı değildir. “Türkiye canlı bir laboratuvar gibi bu sözü doğrulamakla meşgul. Her gün bir kale daha düşüyor. Zevksizlik her gün biraz daha yayılıyor. Okuduğunu, dinlediğini, izlediğini yargılama gücü olmayan bir toplumun trajik durumu, koskoca ülkeyi bir “abur cubur müzesi’ne çevirmekte. Ve derede çimmekle, okyanusa açılmak arasındaki farkı göremeyen birçok insan, okyanusları küçümsemekle geçiriyor ömrünü.
