Stockholm’de İsveçli kızlarla birlikte yaşayan pek çok Türkiyeli erkek vardı. Bir gün böyle bir grupla otururken ormanda piknik yapma düşüncesi ortaya atıldı. Adanalı bir delikanlı, ormanda ateş yakıp ızgara yapmak isteyince, sevgilisi Cilla şaşkınlıkla gözlerini açtı ve “ Ormanda nasıl ateş yakarsınız?” diye sordu. Kızın, yangın çıkmasından ürktüğünü anlayan Türkler bu kez ağaçlardan uzak bir yerde göl kıyısında bir kaya üzerinde ateş yakmayı önerdiler. Cilla bu kez daha da büyük bir de dehşetle “Ateş kayayı çatlatır ve öldürür”diye haykırdı. Gözlerini kocaman kocaman açmış, ormanda ve kayada ateş yakma isteyen esmer yabancılara öfkeyle bakıyordu. Bizimkiler ” kayayı korumak” gibi garip bir huyu olan kızla alay etmeye başladılar. Kahkahalar çok artınca İsveçli kız hüngür hüngür ağlamaya başladı.
Bu olay iki toplum arasındaki düşünce farklılığının korkunç uçurumun o gözler önüne seriyor. Orman kültürü olan ve yemyeşil gür ormanlarla kaplı bir ülkede yaşamanın zevkini tadan İsveçliler, ağacı seviyor, ormana sadece gezinti için ya da böğürtlen toplama amacıyla gidiyor. İsveç ormanlarında neredeyse her ağaç dalı, her yaprak özel olarak silinmiş gibi tertemiz ve pırıl pırıl. Orman kültürüne sahip olmayan bizler ise, ağaçlar arasında ateş yakıp kuzu çevirmeyi doğal bir alışkanlık olarak görüyoruz. TV ekranlarındaki haber programlarında ve basımda bile ormanda ateş yakılması değilde söndürülmenin ihmal edilmesi kınanıyor. Sonuçta da böylesine büyük acılar çekiliyor.
Orman yangınlarında çekenler sadece bizler değiliz. Bütünüyle “doğal hayat “yok oluyor. Ormanda yaşayan kuşlar, sincaplar ve milyonlarca canlı cayır cayır yanıyor. Bu dönem, kuşların yuva yapma zamanı. Yangınlarda kavrulan kuş yavrularının çığlıklarını duyabiliyor musunuz? Yaşar Kemal yıllar önce “Yanan Ormanlarda Elli Gün“ adını taşıyan çok önemli bir röpörtaj dizisi yayınlamıştı. Çeşitli orman yangınlarına tanık olmuş.” Ormanda milyonlarca çığlık atıyordu” diye anlatıyor. “İnsan gibi çığlık atıyordu orman.”
Denizden su alarak yanan bölgelerin üstüne boşaltan yangın söndürme uçaklarından bir tane bile yokmuş. Orman Bakanlığı‘ nın onca memurunun, dairelerini, makam arabalarını, dış gezilerini, yolluklarını düşünüp de kahrolmamak elde mi? Dünyanın bir numaralı silah alan ülkesi olarak, bir tek yangın söndürme uçağına sahip olmamamızın utancını hep birlikte yaşayacağız: Hem de gelecek kuşaklar önünde!
