BİR zamanlar Türkiye'de hiçbir şey tartışılamazdı.
Bugünlerde ise çok fazla tartışılıyor.
Binlerce kafadan binlerce ses çıkmakta ve konular en ince ayrıntısına kadar incelenmekte.
Bu kadarına gerek var mı bilmiyorum.
Çünkü Türkiye'de yapılması ve yapılmaması gereken işler belli.
Bu yüzden, dar bir siyaset burgacının içinde dönüp durmaktansa, değişik konularda yazmaya ve yaşamın zenginliğini yansıtmaya gayret ediyorum.
Hiçbirimizin yaşamı siyasetten ibaret değil.

***

DEĞERLİ dostlarım Ataman Onar ve Doğan Cüceloğlu ile bir akşam yemeğinde buluştuğumuzda söz dönüp dolaşıp Carlos Castaneda'ya geldi.
Son yıllarda kitapları ve seminerleriyle olağanüstü ilgi gören Profesör Cüceloğlu yeni bir kitap üstünde çalışmakta olduğunu anlattı.
Bu çalışma, Castaneda'nın kitabında geçen "savaşçı" kavramı üstüne yoğunlaşacaktı.
Castaneda'yı okuduğumu ama - ne yalan söyleyeyim - hiç zevk almadığımı belirttim.
Ne Meksika yerlisi Don Juan'ın bilgeliği ilgimi çekmişti, ne de zihni açan peyote otu.
Bunun üzerine Doğan Cüceloğlu, Meksika yerlilerinin çiğnediği peyote otunun, bilinci genişletme ve günlük yaşamda farkedilemeyen belirtiler üzerine odaklaştırma etkisinden söz etti.

***

RASTLANTIYA bakın ki ertesi gün okumaya başladığım bir kitap bu konuda daha da ilginç bilgiler içeriyordu: Büyük edebiyat ve düşün adamı Aldous Huxley "Algı Kapıları" kitabının başına William Blake'in bir sözünü almıştı: "Eğer algı kapıları temizlenseydi her şey olduğu gibi görünürdü; sonsuz!"
İşte peyote otu, kapılardaki engelleri kaldırıyordu.
Kitaptan öğrendiğimize göre 1886 yılında Ludwig Lewin adlı Alman farmakalog, bu kaktüs türü üzerine ilk sistematik incelemeyi yapmış ve sonradan bu bitki onun adıyla anılır olmuştu.
Amerika kıtasına ayak basan İspanyollar, yerlilerin bir ot yediğini ve buna tanrıymış gibi saygı gösterdiklerini yazmıştı.
Lewin'den sonra Havelock Ellis gibi araştırmacılar, peyote'nin hammaddesi olan meskalin üzerinde ilginç bulgulara vardılar.
Meskalin bilinç niteliğini derinden değiştiriyordu.
Daha sonra günümüze kadar süregelen araştırmalar, meskalinin şizofreni tedavisinde kullanılması noktasına odaklandı.

***

SON yıllarda beynin fonksiyonları ve insanların duygusal dünyasını, bedendeki kimyasal salgılarla açıklamaya çalışan ciddi bilim adamları var.
Aşkı, nefreti, cinsel tutkuyu ve ruhsal çöküntüyü bile kimyasal nedenlere bağlıyorlar.

***

GÜNÜMÜZÜN en önemli konuları iki düzeydeki iletişim.
Biri dünyayı saran global bilgi akışı, ikincisi ise insanın iç dünyası ve insan bireyleri arasındaki iletişim.
Mikro ve makro iletişim biçimleri günümüzü belirliyor.
Ve bu konudaki her çalışma müthiş ilgi çekmekte.