Geçenlerde sosyolog dostum Nilüfer Göle ile konuşuyorduk.
"İndirme sözünü duyduğumda tüylerim diken diken oluyor" dedi. "Osmanlı geliyor aklıma."
Gerçekten de Osmanlı tarihi bir bakıma kelle istemenin ve indirmelerin tarihidir.
Her dönemde sadrazamlar indirilmiş, katledilmiş, bu isteğin daha azgınlaştığı dönemlerde ise en tepedeki insan, yani padişah indirilmiştir.
Geleneğimiz bu konuda hiçbir kutsallık tanımaz.
Allah'ın yeryüzündeki gölgesi olan, peygamber vekili halifenin yağlı kementle boğdurulması, Türk siyasetçisinin bu konuda ne kadar ileri gidebileceğinin göstergesidir.
Yüzlerce kişiyi boğan ünlü cellat Kara Ali bile, Sultan İbrahim'i öldüreceği zaman korkmuş, yapamamış, sonra zorlamayla ve elleri titreyerek atmıştır kemendi.
Normal düzende değil el sürmek, gözlerini kaldırıp bakamadığı bir cihan imparatorunu diz çöktürmek ve narin boynuna sarılan ipi kanırtarak canını almak az buz vahşet değil doğrusu.
İşte bu vahşi geleneğimiz arada bir depreşiyor ve ağzına kan bulaşmış kurtlar gibi kelle istiyoruz.
Bugün Turgut Özal'ı çeşitli parlamento oyunlarıyla indirmeye kalkmak 90'ların Türkiye'sine daha hafif çapta bir Menderes olayı yaşatmak demektir.
Böylesine ağır bir ameliyatın vücudu etkilememesi düşünülemez.

Turgut Özal'ı sevenler de olabilir, sevmeyenler de...
Ama onun, demokratik yöntemle seçilmiş bir Cumhurbaşkanı olduğunu unutmamalıyız.
Hukuka ve demokrasiye saygımız varsa, Özal'ı sevmesek bile onun indirilmesine karşı çıkmamız gerekir.
Sonra Türkiye'ye; "İhtilal liderlerini Cumhurbaşkanı olarak benimsedin de, seçimle gelenlere mi tahammülün yok?" diye sorarlar.
Çünkü bugüne kadar ihtilaller ve ara dönemler sayesinde Çankaya'ya çıkan hiçbir Cumhurbaşkanı indirilmemiştir.
İndirilen; seçimle gelen sivil Cumhurbaşkanı Celal Bayar olmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kısa tarihi boyunca seçimle gelen hiçbir sivil Cumhurbaşkanına tahammül etmemek, ihtilal yoluyla gelen askerlere ise şapka çıkartmak pek de övünülecek bir alışkanlık olmuyor.
Şimdi de gene seçimle gelen bir başka sivil Cumhurbaşkanını indirme hesapları yapılıyor.

Ben Özal'a birçok konuda ters düşen bir muhalif olarak, onun görev süresinin sonuna kadar Çankaya'da oturmasını savunuyorum.
Bunun nedeni, kendime ve Türkiye'ye duyduğum saygıyı yitirmemektir.