Turgut Özal'ın, yasal süresinin sonuna kadar cumhurbaşkanlığına devam etmesini savunmanın Özalcılıkla ilgisi yoktur.

Aynı şekilde Menderes'in idamına karşı çıkmanın da DP'lilikle ilgisi yoktur.

Deniz Gezmiş'lerin idamını protesto etmenin THKO'culukla ilişkisi bulunmadığı gibi...

Bu karşı çıkışlar, uygar ve demokratik bir toplumda yaşama hasretinin belirtileridir.

Uygar ve adil bir toplumda yasalar kişilere göre değiştirilmez.

Siz bugün karşı çıktığınız bir cumhurbaşkanını devirmek için siyasi manevra çevirirseniz, bir yıl sonra sizin getirdiğiniz cumhurbaşkanı da aynı manevralarla devrilir.

Eğer bir grup insan, parlamentonun seçtiği cumhurbaşkanına "Ben seni tanımıyorum!" derse, yarın başka bir grup da yeni cumhurbaşkanına; "Ben seni hiç tanımıyorum!" deme hakkını elde eder.

Bir devlet başkanının indirilmesi ancak vatana ihanet ve yolsuzluk gibi büyük suçlamaların kanıtlanmasıyla olur.

Bunun da yolu siyaset değil, yargıdır.

Amerika'da Nixon'ın devrilmesi böyle gerçekleşmiştir; Kongrede oy avlayarak değil.

Devlet adamları hakkındaki davaların son derece açık ve ikna edici olması gerekir.

Yoksa "Bebek ve köpek davaları" gibi halkın on yıllarca alay edeceği taraji-komediler çıkar ortaya.

Turgut Özal'ı indirmenin yolu, iddia sahiplerinin bütün söylediklerini kanıtlayacakları bir yargılamadır.

Eğer buna istekleri ve güçleri yeterse, kimsenin diyecek sözü kalmaz.

Son günlerde gündemin birinci maddesini oluşturan "indirme" kampanyasına karşı çıkışımın bir başka nedeni de şu:

Türkiye 2000 yılına yaklaşırken, cumhurbaşkanlığı bunalımlarını aşmayı öğrenmelidir.

Otuz yıldır başımız hep, cumhurbaşkanlığı sorunundan derde giriyor.

Her on yılda bir gelenekselleşen darbe alışkanlığını atlattık diye sevinirken, şimdi de 90'lı yılların sivil darbesini hazırlamaya çalışıyorlar.

Bırakın sivil bir cumhurbaşkanı görev süresini tamamlasın.

Kayıplarımız olacak diyorsunuz ama bu sabırdan Türk demokrasisi kazançlı çıkacaktır.

Rejimi normalleştirmenin yöntemi sabır, hoşgörü, uzlaşma ve tahammüldür.

Son bir söz;

Eğer bugün Süleyman Demirel ya da başka sivil bir politikacı Çankaya'da otursaydı, aynı yazıyı onlar için de yazardım.

İhtilal liderleri dışında bütün seçilmişlerin haklarını aynı şekilde savunurum.

Çünkü Özal'ı değil, Türk demokrasisini korumak istiyoruz.