Türkiye’deki her konu gibi “özelleştirme” sorunu da bölünmelere, kan davalarına ve kişilerin duygusal kavgalarına indirgendi. Yazık! Çünkü böylesine önemli teknik bir konuda kavgaları girişmek ve kişisel zaferler peşinde koşmak ülkeye çok zaman kaybettiriyor.
İşçi sendikaları bile, işçilerin haklarını zedelemeyen özelleştirmelerden yana olduklarını açıklamışlar. Çünkü aklın yolu birdir. Devlet arpalıklarını koruyacağız diye ülkeyi dibi görünmeyen bir uçuruma atmanın hiçbir mantığı yok.
Aynı kafa yıllarca Boğaz Köprüsüne, renkli televizyona, Otoyollara, iletişim ağına karşı çıktı. Aynı yerel ve“Sual” adını veren anlayış yüzünden, Yunanistan’la birlikte Avrupa Topluluğu‘ na girme imkanını elimizin tersiyle ittik. Eğer Ecevit, böylesine yerel bir politikacı olmayıp dünyaya açık düşünebilseydi Türkiye yirmi yıllık bir Avrupa ülkesiydi. Bu yanlış kararın bedelini çok ağır ödüyoruz. Türkiye’nin Avrupa trenine binemeyişinin en büyük sorumlusu bizi Avrupa Topluluğu‘na sokmayan ama Saddam‘ a hayranlık duyan Bülent Ecevit zihniyetidir.
Akıllıca yapılacak özelleştirmeleri, işçi haklarıyla çelişiyor gibi göstermek haksızlık. Çünkü bir süre sonra maaş ödeyemeyecek duruma düşen KİT‘ lerde çalışan insanların yaşamı, özelleştirme sayesinde kurtulacak. Özelleştirmeyle birlikte işsizlik sigortaları, tazminatlar ve diğer modern haklar devreye giriyor. Ben, ömrü boyunca işçilerden yana saf tutmuş bir insan olarak, akıllı özelleştirmelerin işçi sınıfının yararına olacağını düşünüyorum. Solculuk, devletçilik demek değildir.
Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku ülkeleri yaşarken, KİT‘lere dayalı ve maliyet hesabı yapmayan bir ekonomik düzeni sürdürmek olanağı vardı. Çünkü rasyonel temele dayanmayan ekonomiler, takas usulüyle birbirlerinden gereksiz mallar alabiliyor ve akılcı olmayan bir ithalat-ihracat dengesini ayakta tutabiliyorlardı. Biz Bulgaristan ‘a, onların işine yaramayacak pahalı bir malı veriyor, karşılığında gene dünya pazarında rekabet edemeyecek malları alıyorduk. Oysa şimdi Türkiye, bu anlayışı sürdürmek isteyen tek ülke. Eski Doğu Bloku, dünyadaki pazar sistemine göre davranıyor. Maliyet,kalite, pazarlama gibi kavramların geçerli olduğu bir ortamda, siz, dünya fiyatların üstünde satın aldığınız buğdayı ne yapacak, gerekenin on misli elemanla çalıştırdığınız fabrikaların ürününü kime satacaksınız? İşte körü körüne özelleştirme düşmanlığı yapanların anlamadığı nokta bu. Dünya gerçekten değişti ve biz dinazorluğumuzu inatla sürdürmek istiyoruz. Herhalde, iletişim ağını özelleştiren Almanlar‘dan daha akıllı olduğumuzu düşünüyoruz.
