Bir yıl önce hükümet kurulduğu zaman, ilk yapacağı işlerden birinin, özel televizyon ve radyolarla ilgili yasa çıkarmak olacağı sanılıyordu. Türkiye'de kendiliğinden gelişen ve yaygınlaşan özel kanallar devlet tekelini ortadan kaldırmıştı ve bunlarla ilgili hiçbir yasa maddesi yoktu. Varlıklarının bile Anayasa ya aykırı olduğu savunuluyordu. Gördüğünüz gibi yasa çıkmadı. Bize göre çıkmayacak da. Çünkü bu durum Demirel'in hoşuna gidiyor.

Özel televizyonların içinde bulundukları statünün belirsizliği, Demirel'in elinde özel bir medya silahına dönüşmüş durumda. Hükümet bu televizyon ve radyoları yasallaştırmıyor. Anayasal kuruluşlar olarak belirleyip, uymaları gereken koşulları saptamıyor. Sadece göz kırpıyor onlara. "Ben başımı öbür tarafa çeviriyorum. Devam edin ama ben görmemiş olayım" diyor. Bu durumda özel kanalların yasamı Demirel'in iki dudağı arasında. İstediği an kapatabilir. Aklına estiği an yasaları, özel kanallar aleyhine çalıştırabilir. Böyle bir ortamda hiçbir özel televizyon kanalı Demirel ve Hükümet aleyhine yayın yapamaz ve onun canını çok sıkacak bir davranışta bulunamaz. En aşağı sekiz-on milyon dolarlık yatırımlarla işe girmiş olan televizyon sahipleri bu riski göze alamazlar.

***
İşte tam bu noktada, siyasetin o bilinen ikilemi ortaya çıkıyor. Şu anda Süleyman Demirel'in elinde olan bu silah, yarın bambaşka bir hükümetin ve başbakanın eline geçecek. Demirel, eğer sonsuza kadar iktidarda kalmayı düşünmüyorsa, yarın bu silahın kendisine karşı kullanılacağını da tahmin etmeli. Ne var ki politikacının ufku bırakın on yılları, birkaç yıl sonraya bile uzanmıyor. Hiç kimse geleceğe yatırım yapmak için bugünkü avantajlarından vazgeçmiyor. Sürekli seçimlerle bölünen politik kariyerin cilvesi bu.

***
Özel radyoların cıvıl cıvıl yayın yapması kaset satışlarını düşürdü. Unkapanı Plakçılar Çarşısı kan ağlıyor. Türkiye'nin geleneksel yapısı, modern teknolojiyle her karşılaştığında sarsılıyor ve ölüm kalım mücadelesine girişiyor. Bu krizden kurtulmanın yolu, radyoları kapatmak değil. Radyolar yayın yapmak ve istediği müzik eserini çalmak özgürlüğüne sahip olmalı. Önemli olan, çaldıkları müziğin telif hakkını ödemeleridir. Bundan ötesi korsan kasetçilik gibi korsan radyoculuk anlamına gelir. Eskiden Türk halkı önüne gelen her kaseti alıyordu. Dolayısıyla Unkapanı piyasasının malları, radyo gereksinimini karşılıyordu. Radyoların yayına başlamasından sonra bu satış azalacak ama nitelikli ve kitlesi olan sanatçıların önemi artacak. Bu da müzik piyasasının çağdaşlaşması demek.