Avrupa’nın PKK ve yan örgütlerini yasaklama eğilimine girmesi, bu sorunu bambaşka ve yepyeni bir mecraya soktu. Bir kere şu gerçeği kabul etmek gerekir: Amerika ve Avrupa’nın bu tutumu, Kürt asıllı yurttaşlarımızın kültürel hakları ve kimlik sorunlarını çözmüyor. Tam tersine, böyle bir karardan sonra bu konular daha çok gündeme gelecek. Türkiye ne yaparsa demokrasi içinde olmayı, Avrupa Topluluğu’na tam üyeliği Batı demokrasisi sayılmayı istiyor. Yönünü böyle çizmiş olan bir ülke iç ve dış konularda meşrutiyet içinde kalmaya ve demokrasiyi korumaya özen göstermelidir. İşte, “demokratik çözüm yanlıları” diyerek, demokrat yazarlara sövüp sayanların anlayamadıkları tek nokta bu. Terör örgütü yasa tanımayan vahşi bir terörü uygulayabilir. Adı üstünde terör örgütüdür. Varlığı silah kullanmasına bağlıdır. Ne var ki devlet bir terör örgütü değildir. Ne kadar canı yanarsa yansın, sorunu demokratik kurallar ve hukuk düzeni içinde, insan haklarını ihlal etmeden çözmek durumundadır.

Avrupa’da PKK’ya karşı takınılan yeni tavır, kamuoyunda psikolojik bir rahatlama yarattı. Hükümet bu psikolojik rahatlama ortamını değerlendirmeli ve süratle Güneydoğu konusunda adımlar atmalıdır. Bunun ilk göstergesi Özgür Gündem gazetesidir. Hangi gerekçe gösterilirse gösterilsin Özgür Gündem gazetesinin kapatılması, eninde sonunda bir gazete kapatmadır. Bu gazetenin muhabirlerini öldürerek, dağıtıcılarını kurşunlayarak ve gazeteyi kapatarak demokratik çerçeve çizilemez. PKK terörü konusunda Avrupa’yı yanına alan hükümet, Özgür Gündem’in kapatılması halinde bütün özgür dünyayı karşısında bulabilir. Çünkü Batı demokrasileri terörle düşünceyi, silah tutanla tutmayanı birbirinden ayırt eden hassas dengeler ve ölçüler kurmayı başarmıştır. Türkiye’nin de aynı ölçüleri bulması gerekiyor.

Bizim, zaman zaman sinirlenen bir devletimiz var. “Asarız, keseriz! Oyarız! Kafasını koparırız!” gibi cümlelerde beliren bu öfke, bir devlete yakışmıyor. Çünkü devlet teknik bir organizasyondur ve sinirlenmez. Devletin duyguları yoktur, aklı vardır. Devlet adamlarımızda ortaya çıkan, “PKK’ya ihanet etmenin cezası ölüm. Devlete ihanetin cezası biraz dayak. O zaman biz de öldürelim” gibi mantık yürütmeler ya da kepenk kapatanlara terörist muamelesi yapma buluşları çok tehlikeli ve devleti meşruiyet sınırları dışına iten uygulamalardır. Güvenliği sağlayamadığı için Doğu’da 4 bin 100 okulda kepenk indiren devletin, kepenk indiren vatandaşı terörist saymaya hakkı yoktur.