Bizi biz yapan özelliklerimizden birisi çok unutkan oluşumuz. Toplumun ya da onun temsilcisi olan medyanın en belirgin huyu unutkanlığı. Her hafta yeni gündem maddeleriyle sarsılan Türkiye’de “fikri takip” olmadığı için kimsenin kaygılanmasına gerek kalmıyor. Basının yazdığı, manşetlere tırmanan ve televizyonların bangır bangır duyurduğu bir skandal kahramanı bile olsanız, yapacağınız tek şey biraz sabır gösterip beklemek. Çünkü birkaç hafta sonra kimse bir şey hatırlamayacak ve olay medya gündeminden düştüğü andan itibaren, tozlu raflarda unutulmaya terkedilecek.
İşte size bir kaç örnek: Hani bir “yüzsüzler” rezaleti vardı, hatırlıyor musunuz? Vergilerini ödemeyen iş adamları günlerce kamuoyunun gündeminde birinci sıraya oturmuştu. İsimleri açıklandı, açıklanmadı derken üst üste gelen olaylar bu “yüzsüzleri” ebediyen unutturdu ve bilinçaltının loş labirentlerine itti.
UDİDEM sözünü hatırlıyor musunuz? Hani Yeniköy’de bir yalıda yapılan bilgisayarlı toplantı Türkiye’yi bir yıl içinde aydınlığa çıkaracak olan mucize ekonomik formül… Şimdi ne oldu dersiniz? Ödemeler dengesinin ciddi olarak zarar gördüğü, kamu açıklarının inanılmaz boyutlarda büyüdüğü ve enflasyonun halkı ezdiği bu zamlar döneminde UDİDEM ne anlama geliyor acaba? Yeni bir spor ayakkabısının markası mıydı yoksa bu?
Ya iki anahtara ne buyrulur? Hani herkesin iki anahtarı olacaktı. Meydanlarda, yüzbinlerce kişinin önünde söylenmedi mi bu sözler? Yoksa biz tuhaf tuhaf rüyalar görüyor ve bunların söylenmiş olduğunu mu sanıyoruz?
Bir Uğur Mumcu vardı, hatırlıyor musunuz? Aydınlık gülümsemesi ve Robespierre’i andıran ateşli tartışmalarıyla gözünüzün önüne geliyor mu? Hani Ankara’da otomobili havaya uçurulmuştu da hükümet hemen açıklama yapıp, katilleri bildiklerini ve elebaşılarını yakaladıklarını açıklamıştı. Bu bilgileri soruşturmanın selameti açısından gizli tutuyorlardı ama en geç birkaç haftaya kadar açıklama yapacaklardı. Bir türlü gelmeyen bu açıklamayı hala kaç kişi bekliyor acaba? Bir de Başbakan Yardımcısı vardı, aklınızda mı? “Uğur Mumcu’yu öldürenleri bulmak benim için bir onur sorunu!” diven devlet adamı… Şimdi ne yapıyor acaba? Sıhhat ve afiyette mi?
Biraz fazla uzağa gittim galiba. Daha birkaç hafta önce öldürülen Binbaşı Ersever ve arkadaşlarının bile unutulduğu ve JİTEM’le ilgili kuşkuların rafa kaldırıldığı bir memlekette, böyle sorular sormak da ne demek oluyor? Demek istediğim, Ergun Göknel merak etmesin. Biraz daha dişini sıkarsa ne İSKİ kalacak ortalıkta ne miski.
