Adam Teksaslı başkan adayı. Kazandığına hemen hemen kesin gözüyle bakılıyor ve gazeteciler görüş almak için evine gidiyorlar.Genç başkan, yanına yardımcısını ve bir bardak buzlu Coca Cola’yı alıp basının karşısına çıkmış.Dudaklarında eğreti ve zoraki bir gülücük.Sağ yanağında ise koskoca bir yara bandı görünüyor.Gazeteciler yeni başkana soru üstüne soru yöneltiyorlar.Amerika’da ve dünyada milyarlarca kişi izliyor bu görüşmeyiBaşkan iki dakika içinde üst üste üç ayrı soruyu anlamıyor. “Tekrar eder misiniz, soru neydi acaba?” diyor.Sonra Coca Cola’sına uzanıp bir yudum alıyor ve birden ağzında buzu hissediyor.Bunun üzerine ne yapıyor biliyor musunuz?Başkan buzu tükürüyor, hem de bardağa.Sonra soru soran gazeteciye tekrar; “Neydi sorunuz, anlayamadım” diyor.Dünya yeni ABD Başkanı’nı izlemekte.Teksaslı George W. Bush’un başkanlığı kesinleşirse (ki öyle görünüyor) Beyaz Saray’da epey eğlenceli sahneler yaşanacak demektir.Amerika kimbilir hangi gaflarla, şaşkınlıklarla, uluslararası krizlere yol açan düşüncesiz sözlerle sarsılacak?Bu sorular bizi demokratik sistemin en zayıf noktasına götürüyor: “Negatif Seleksiyon.”Parti örgütlerine ve delegelere dayanan sistemler zaman zaman hanedanlara rahmet okutacak yanlışlara neden olabiliyor.Amerikan halkı “Bizi kim temsil edebilir, kim en iyi şekilde yönetebilir?” sorusuna cevap aramadı.Böyle bir soruyu sorma hakkı yoktu çünkü.Önüne iki tabak yemek sürüldü ve bunlardan birisini seç denildi.Halklar umduğunu değil, bulduğunu yer! Bu satırlar 12 Kasım 2000 tarihinde Sabah gazetesindeki köşemizde yayınlandı.Bush daha yeni başkan seçiliyordu ve bu adamın dünyada ne gibi felâketlere, yıkımlara yol açacağı henüz bilinmiyordu.Bu yüzden birçok okuyucumuz bu yazıyı eleştirdi.Teksaslıların rahat insanlar olduğu, buzu bardağa tükürmesinin normal sayılması gerektiği, Amerika’nın parlak bir başkana kavuştuğu yollu mesajların ardı arkası kesilmedi.İşte sonuç ortada.Alın size parlak başkan! İsrailliler Şaron’u seçip, sertlik ve bombalama politikasına başladıkları zaman da bir yazı yazmış ve bu tavrı eleştirmiştim.Özetle diyordum ki: “İsrail halkı uzlaşma ve barış girişimlerine kapıyı kapatmak ve Şaron aracılığıyla şiddeti seçmekle çok yanlış yaptı. Bu tutum canlı bomba eylemlerini daha da artıracak ve ne yazık ki İsrail kana boyanacak.”Bu yazıma da çok protesto geldi.Musevi dostlarımız; “Yanılıyorsunuz Zülfü bey, İsrail kana boyanmayacak. Terörün beli kırıldı!” diye mesajlar yolladılar.Ve o günden bu güne yüzlerce İsrailli ve Filistinli masum insan öldü, sokaklar patlamalarla sarsıldı. Dehşet inanılmayacak biçimde arttı.İnanın yoruldum artık.Bazen görünen köy kılavuz istemiyor.Biraz tarih bilen, az buçuk sağduyu sahibi ve yaşam birikimine sahip olan herkes, olayların gidişatını okuyabiliyor.Ama gel de anlat bakalım.Her kuşak aynı yanlışları bir kez daha yapmaktan zevk alıyor sanki.Bırakın seneler öncesi yazılanları, daha bir iki ay önce “Irak saldırısı bir felâkete yol açacak” diye yazdığımızda bizi protesto edenler yeni yeni ayılıyorlar.Demek ki bu saldırının nasıl bir dehşete yol açtığını anlamaları için, binlerce, yüzlerce sivilin paramparça olması gerekiyormuş.Ne diyelim, insanoğlu böyle.