Strazburg’ta Avrupa Konseyi Parlamento Toplantısı’ndayız. Konsey Başkanı Beter Schider bir konuşma yapıyor ve başlıktaki cümleyi söylüyor: “Unutmayın; atılanlar Tomahawk değil bumerangdır. Bir gün size geri döner.” Avrupa Konseyi Başkanı’nın resmi konuşmasındaki bu sözleri Amerika ve İngiltere’ye karşı açık bir uyarı: Avrupa’nın uyarısı. Zaten Strazburg’ta çeşitli uluslardan uzman ve politikacılarla konuştuğunuz zaman, Irak meselesinin görünenden çok daha derin, karışık ve tehlikeli olduğunu görüyorsunuz. Bölgeyi iyi bilenler, aşiret örgütlenmelerinden, Ensar hareketinden, İran’ın ince politikalarından, bu kargaşada Kuzey Irak’ta Halkın Mücahitleri denilen Irak muhalefetinin temizlenmiş olduğundan söz ediyorlar. Ama söyledikleri içinde en önemlisi, Irak’a girmekte olan İslamcı militanlar. Yıllarca Bosna’da, Kosova’da, Çeçenistan’da savaşa katılmış binlerce kişilik bir İslamcı gerilla gücü olduğunu söylüyorlar. Bu savaşçı güç şimdi İran ve Suriye üzerinden Irak’a giriyor diyorlar. Rumsfeld’in İran ve Suriye’yi suçlayan demecinin bu olaydan kaynaklandığından ve gelişmelerin Amerika’yı çok endişelendirdiğinden dem vuruyorlar. Ayrıca Rusya’nın verdiği ucuz cihazların, Tomahawk’lara hedef şaşırttığı da anlatılanlar arasında ilginç bir ayrıntı oluşturuyor. Buradan bakılınca, Amerika ve İngiltere’nin Ortadoğu’daki işi zor görünüyor. Asıl zorluk da Saddam Hüseyin’i devirdikten sonra başlayacak. Perşembe günü Irak konulu bir olağanüstü oturum yapılacak. Sanırım Avrupa Konseyi Irak konusunda kesin bir tavır takınacak. Konsey’in ocak toplantılarında çok ilgimi çeken bir durum vardı: İngiliz İşçi Partisi milletvekilleri, iktidarda olduklarına aldırmadan muhtemel savaşı ve Tony Blair politikasını sert bir dille eleştiriyorlardı. Eski Milli Savunma Bakanı Lord Judd ile Konseyde yanımda oturan Dışişleri Bakan Yardımcısı Tony Lloyd başı çekiyorlardı. Şimdi ne diyecekler diye merak ettim. Ama toplantıya gelmediklerini gördüm. Acaba bu durum söyleyecek bir şey bulamamalarından mı ileri geliyor, yoksa başka bir anlamı mı var çözemedim. Ama İngiltere’nin en önemli milletvekillerinin Avrupa Konseyi toplantısında bulunmamaları biraz garip. Konseyde Schider’in sözleri uzun uzun alkışlandı. Başkan’in, üstüne basa basa bir noktayı vurgulaması ise bir harikaydı: “Bunları söylerken kimse Saddam Hüseyin’i desteklediğimizi sanmasın. Tarihin en kanlı diktatörlerinden biri olan Saddam’ın silahsızlandırılması ve Irak halkının özgürlüğe kavuşması bizim de dileğimiz. Ama yöntemi konuşuyoruz. “Son sözleri ise şöyleydi: “Biz Amerika ve İngiltere’nin savaşı kaybetmesini istemiyoruz. Savaşı sona erdirme arzusunu belirtiyoruz.”
