Tek tanrılı büyük dinlerin ve peygamberlerin hepsinin Ortadoğu toprağından çıkıp dünyaya yayılması bir rastlantı mı acaba?Niye İskandinavya’da, Uzakdoğu’da, Avrupa’da oluşmamış bu dinler?Niye peygamberler Alman, Fransız, Latin kökenli olmamış da Yahudi ve Arap kavimlerinden çıkmış?Bu soruya yarı şaka yarı ciddi, ‘Çünkü peygamberlere en çok Ortadoğu’da ihtiyaç duyulmuş!’ cevabını verebilirsiniz.Demek ki dünya halkları arasında en bozulmuş, yoldan çıkmış olanlar, bu bölgenin insanları.Kuşaklar boyu gelen peygamberler Ortadoğu halklarını yola sokmaya, aklın yoluna davet etmeye ve düzgün insan olmaya çağırmışlar.Öldürmemeyi, çalmamayı, yalan söylememeyi; hırsa, kibre kapılmamayı, abdest alarak temizlenmeyi öğütlemişler. Ortadoğu’nun bugünkü durumuna bakınca bu görüşe hak vermemek mümkün değil.Saddam Hüseyin adında bir Arap çıkıyor: İnanılmaz kişisel hırslan yüzünden, petrol zengini ülkesini sekiz yıl İran’la savaştırıyor. Sonuç: Yüz binlerce ölü, savaşın çökerttiği ekonomi, acı çeken Irak halkı.Bununla da yetinmeyerek kendi halkını kimyasal silahlarla zehirliyor.Damatları başta olmak üzere, kendisine karşı çıkan herkesi idam ettiriyor.Oğlu Uday, oyununu beğenmediği futbolcuları dövdürüyor.Böyle bir adamın onurundan söz etmek de bizim Türk büyüklerine düşüyor. Biz de Ortadoğu’ya ucundan kıyısından bulaştığımız için, iki yakamız bir araya gelemiyor.Çünkü aklın, erdemin ve doğrunun egemen olduğu bir düzende yaşamıyoruz.Küçücük insanların, minicik hırsları çarpışıyor ve milyonlarca ego çatışmasından ortaya çıkan akıl dışı bir düzende başlan ayak, ayaklan baş yaparak sürüklenip gidiyoruz.Batı düşüncesi, Descartes’ın ‘Düşünüyorum o halde varım!’ düşüncesine dayanır.Biz toplumun tanrıları haline getirdiğimiz arabeskçilerle, doğru dürüst düşünme yeteneğine sahip olmayan siyasetçileri başımızın üstünde taşıyıp, bu toprağın gerçek değerlerini aşağılayarak bütün dünyaya tek bir şeyi kanıtlamaya çalışıyoruz.’Düşünmüyorum; bu yüzden varım!’Aynen diğer Ortadoğu halkları gibi.Türkiye’nin bu kafayla nereye varacağını hep birlikte göreceğiz.Eğer Saddam Hüseyin Türkiye’de doğup da politikaya aülsaydı, fikirleri, tutumu ve görünüşüyle Türkiye’nin en çok saygı gören insanlarından biri olurdu.Basında her gün bu miliyetçi, ciddi ve güçlü politikacıya methiyeler okurduk.Çünkü Saddam’in tarzı, bu ülkedeki düzenin ruhuna da uygun düşüyor.Saddam benzerlerine yaptığımız muameleye baksanıza.